Translate
"Con"
in Turkish Language
English to Turkish
Turkish to English
English
Turkish
con
(f). (-ned, -ning) atlatmak, yutturmak; okumak, tetkik etmek.
con
(f)., (den). gemiyi yoneltmek.
con
(i). ( A.B.D)., argo suclu; dolandiricilik.
con
(i). ontaki ile, beraber.
con
(z)., (i). karsi, aleyhte; (i). aleyhtar, karsi taraf. pro and con lehte ve aleyhte. pros and cons lehte ve aleyhte olan noktalar (kimseler).
con
1.aleyhte nokta/kimse, 2.kazık, üçkâğıt, 3.mahkûm, tutuklu, 4.kazıklamak, dolandırmak
Con
aldatmak, kandırmak
con
aleyhtar
CON
ALEYHTE
CON
ALEYHTE OY
CON
ALEYHTEKİ NOKTA
con
beraber
CON
DİKKATLE OKUMAK
con
dolandırıcılık
CON
DOLANDIRMAK
CON
DUBARACI
CON
DÜMEN KULLANMAK
CON
Dümenciye verilen emirlerle gemiyi klavuzlamak,idare etmek.
con
edat, (muz). ile. con brio, con spirito canli olarak.
CON
HİLEKÂR
CON
İNCELEMEK
CON
KANDIRMAK
CON
KARŞI
CON
KARŞI TARTIŞMA
CON
MAHKUM
con
okumak
con
sahtekarlık yapmak
CON
SUÇLU
CON
YUTTURMAK
con brio
canlı olarak
con dense
(f)., (kim)., (fiz). yogunlastirmak, koyulastirmak; ozetlemek, kisaltmak. condensed milk teksif edilmis sut. condensable (s). yogunlastirilabilir.
con dense
koyulaştırmak
con dense
özetlemek
con man
(A.B.D)., argo dolandirici.
CON MAN
HİLEKÂR
CON SMB. OUT OF
MAHRUM ETMEK
con thanks
teşekkür etmek
CONATION
ARZU
CONATION
ÇABALAMA
CONATION
GAYRET
conation
(i)., (psik). tesvik edici kuvvet. conative (s). meram ve arzu ile ilgili; (gram). gayret ifade eden (fiil).
conative
çaba ile ilgili
concantrate
deriştirme
concantrated
derişik
concatenate
(f). siralamak raptetmek. concatena’tion (i). neticelerin siralanmasi.
concatenate
1) peşpeşelemek, 2) bitiştirmek (bilgisayar)
CONCATENATE
BAĞLAMAK
concatenate
birleştirme
concatenate
bitiştirmek
concatenate
sırala
CONCATENATE
SIRALAMAK
concatenate
sıralamak, birbirine bağlamak
concatenate
zincirle
concatenate (v)
bitiştirmek
concatenated
v.sırala:adj.sıralanan
concatenated data set
art arda bağlı veri takımı
concatenated field
bitiştirilmiş alan
CONCATENATION
BİRBİRİNE BAĞLAMA
concatenation
art arda bağlama
concatenation
birbirine bağlama
concave
(s)., (i). icbukey, obruk, konkav; (i). icbukey yuzey. concavo-concave (s). cift tarafli icbukey. concavo-convex (s). bir tarafi icbukey , diger tarafi disbukey olan. concavity (i). icbukeylik.
CONCAVE
ÇUKUR
concave
çukur, içbükey
concave
içbükey
CONCAVE
İÇBÜKEY YÜZEY
concave
konkav
Concave
Konkav, içbükey
concave
obruk
Concave bow
1) Kamburluk (pencere camı) 2) İç bükey kavis (oto camı)
concave brick
çukur tuğla
concave downward
aşağıya içbükey
concave function
içbükey fonksiyon
concave grating
konkav şebeke
concave lens
çukur mercek
concave lens
çukur mercek, obruk mercek
concave lens
ıraksak mercek, kalın kenarlı mercek
concave lens
iç bükey mercek
concave lens
içbükey lens
concave mirror
çukur ayna
concave mirror
çukur ayna, obruk ayna
concave polygon
içbükey çokgen
concave polyhedron
içbükey çokyüzlü
concave reflector
içbükey yansıtıcı
Concave roll
İçbükey merdane
concave roller
içbükey silindir
concave shape
içbükey şekil
concave upward
yukarıya içbükey
concaveness
içbükeylik
CONCAVITY
ÇUKURLUK
CONCAVITY
İÇBÜKEYLİK
concavity
(i). icbukeylik.
concavity
1. içbükeylik, 2. çukurluk
concavity
içbükeylik
concavity
konkavlık
concavo concave
iki tarafı içbükey
concavo convex
bir tarafı içbükey bir tarafı dışbükey
concavo-concave
iki yüzü çukur, çift taraflı içbükey
concavo-convex
içbükey-dışbükey
conceal
(f). gizlemek, gizli tutmak, saklamak, ortmek. concealable (s). gizlenilebilir, saklanabilir. concealment (i). gizleme, saklama, sir tutma. in concealment sakli, gizlenmis.
conceal
gizle
CONCEAL
GİZLEMEK
conceal
gizlemek, saklamak
conceal
gizlenmiş
CONCEAL
ÖRTBAS ETMEK
CONCEAL
ÖRTMEK
conceal
saklama
CONCEAL
SAKLAMAK
concealable
gizlenebilir, saklanabilir
CONCEALED
GİZLENMİŞ
CONCEALED
GİZLİ
concealed
gizli, saklı
concealed
v.gizle:adj.gizlenen
concealed
v.gizle:adj.gizli
Concealed foot step
Gizli basamak
Concealed footsteps
gizli basamak
concealed gutter
gizli oluk
concealed joint
yarım derz
concealed microphone
gizli mikrofon
concealed unemployment
gizli işsizlik
concealed wiring
gizli kablo tesisatı
concealer
özellikle yüzdeki kırışıkları saklamak için kullanılan kozmetik madde
concealing
n.gizleme:v.gizle:prep.gizleyerek
concealment
1. saklama, gizleme, 2. gizlenme, sır tutma
CONCEALMENT
Bilerek yada bilmeyerek,sigortalının,normal olarak elde edebileceği bilgiyi saklamak,vermemek.
concealment
gizleme
CONCEALMENT
GİZLENME
CONCEALMENT
SAKLAMA
CONCEALMENT
SAKLANMA
CONCEALMENT
SIR TUTMA
concede
(f). teslim etmek, kabul etmek, ikrar etmek; vermek, birakmak, ihsan etmek.
concede
1.kabul etmek, itiraf etmek, 2.vermek, teslim etmek, bahşetmek, bırakmak
concede
bırakmak
concede
kabul et
concede
kabul etmek
CONCEDE
KABUL ETMEK ZORUNDA KALMAK
CONCEDE
KABULLENMEK
CONCEDE
ÖDÜN VERMEK
Concede
teslim etmek, kabul etmek, ikrar etmek
CONCEDE
UYGUN BULMAK
concede
vermek
concede defeat
abandone olmak
conceded
v.kabul et:adj.kabul edilmiş
conceding
n.kabul ediş:v.kabul et:prep.kabul ederek
CONCEIT
DÜŞÜNCE
CONCEIT
FİKİR
CONCEIT
KENDİNİ BEĞENME
CONCEIT
KİBİR
CONCEIT
KURUM
CONCEIT
ŞIMARIKLIK
CONCEITED
GURURLU