Translate
"gui"
in Turkish Language
English to Turkish
Turkish to English
English
Turkish
gui
guı
gui (graphical user ınterface)
çizimsel, grafiksel kullanıcı arabirimi
guiana
(i.) Guney Amerika’da Guyana bolgesi.
guidable
yönetilebilir, sevk edilebilir
guidance
(i.) yol gosterme, delalet, rehberlik; isaret; idare; kilavuz; A.B.D. egitim sirasinda cocuga ve ailesine ogut verme ve yol gosterme.
guidance
delâlet
Guidance
i. rehberlik, yol gösterme, güdüm
guidance
idare
guidance
işaret
guidance
kılavuz
guidance
rehberlik
guidance
yardım, öğüt, akıl, yol gösterme
guidance
yol gösterme
Guide
1)Yolluk; Kılavuz yolluk (hadde);2) Kılavuz, rehber
guide
1.kılavuz, rehber, 2.kılavuzluk etmek, yol göstermek, rehberlik etmek
guide
İdare, kılavuz, rehber
guide
kılavuz
guide
kızak
guide
oluk
guide
ray
guide
rehber
Guide
Rehber, kılavuz
Guide
REHBER, REHBERLİK ETMEK
Guide
rehberlik etmek, yol göstermek, yönetmek, idare etmek. i. rehber, kilavuz, rehber kitabi, rehber
guide
talimatname
guide
v.rehberlik et:n.kılavuz
guide
v.rehberlik et:n.rehber
guide
yetiştirmek
guide
yol göstermek
guide
yönetmelik
Guide arm
Ayar kolu
Guide baffles
Deflektör
Guide bar
Kılavuz çubuk
Guide blade
Yönlendirme kanadı, türbin sabit kanadı
Guide blade row
Sabit kanat kademesi
Guide blade support ring
Sabit kanat diski
guide book
rehber kitabı, kılavuz
Guide box
Yolluk kasası (hadde)
Guide bushing
Kılavuz zıvanası
Guide documents
Rehber dokümanlar
Guide flange
Eksantrik flanşı
Guide fork
Klavuz çatalı (cam)
Guide funnel
Damla hunisi (cam)
Guide line
Kılavuz, yönerge
guide line
tüzük
guide line
yönetmelik
guide meridian
kılavuz meridyeni
Guide mill
Yolluklu hadde; El kumandalıhadde
guide on me
irtibat benden! komutu
Guide piece
Kılavuz parça, kılavuz eleman
Guide pin
Kılavuz pim
Guide pin
Kılavuz, kovan
Guide pins
Merkezleme pimi
Guide plate
Kılavuz plaka
guide post
yol işareti
guide price
rehber fiyat
guide rail
Kılavuz ray
guide rail
sevk yatağı
Guide ring
Ayar bileziği, yönlendirme halkası
Guide ring
Kılavuz halkası
Guide rod
Kılavuz şandeli, yönlendirme çubuğu
Guide rope
Yönetme halatı
Guide sleeve
Kılavuz kovanı
Guide spindle
Kılavuz mil
Guide sticks for the visually impaired
Görme engelliler için bastonlar
Guide surface
Kılavuzlama yüzeyi
Guide tools
Kılavuz takımlar
Guide vane
Sabit kanat, yönlendirme kanadı (türbinlerde, pompalarda)
Guide wheel
Sabit kanat diski (türbinlerde)
Guideboard
İşaret levhası (yol)
guidebook
(i.) rehber, rehber kitabi .
Guidebook
Klavuz kitap
guidebook
rehber
guided
güdümlü
guided aircraft missile
güdümlü uçak füzesi
Guided bend test
Kılavuzlu eğme deneyi
guided bomb
güdümlü bomba
guided missile
güdümlü füze
guided missile
güdümlü roket
guided missile cruiser
güdümlü roket kruvazörü
guided missile destroyer
güdümlü roket yok edicisi
guided missile frigate
güdümlü roket gemisi
Guided missiles
Güdümlü füzeler
guided search
kılavuzlu arama
guided wave
kılavuzlu dalga
guideline
(i.) okuyucuya yardimci olmak icin kitap sayfasinin ustune yazilan yazi; standart tespit eden kural veya prensip, tuzuk.
Guideline
1) Klavuz çizgi; 2) Klavuz ipi;3) Temel ilke
guideline
ana hatlar (bir projedeki)
guideline
kılavuz
guideline
kılavuz bilgi, yönerge
Guideline
Kılavuz, talimatname
Guideline
Rehber
guideline
tüzük
guideline
yönerge
guideline
yönerge, kılavuz kural
guidelines
kılavuz
guidelines
meselenin ana noktaları
Guidelines
okuyucuya yardımcı olmak için kitap sayfasının üstüne yazılan yazı
guidelines for applicants
başvuru kılavuzu
guidepost
(i.) yol isareti, yol gosteren direk.
Guidepost
Yol işareti
Guide-rail
Cam kızağı
guideword
sayfadaki ilk veya son kelime
guiding
temel, esas
Guiding principles
Kılavuz kurallar, yönerge
Guiding Principles
Yol gösterici ilkeler
Guiding principles
Yol gösterici prensipler
guidon
(i.) tabur sancagi.
guidon
tabur sancağı, alay sancağı
guild
(orta çağ’da) belirli bir zanaat veya ticaretle uğraşan kimselerden oluşup mesleklerinin ve meslektaşlarının refahı için çalışan ve bazen yönetime katılan bir birlik
guild
(orta çağ’da) britanya’nın bazı bölümlerinde yerel ticareti kontrol eden ve bazen yerel yönetimde rol alan tüccar birliği
guild
aynı sınıfa ait veya benzer çıkarları ve hedefleri olan kimselerden oluşan birlik
guild
dernek, lonca, esnaf loncası
guild
esnaf birliği
guild
sosyal ve dini motifleri bulunan çeşitli orta çağ derneklerine verilen ad
guild , gild
(i.) esnaf birligi, lonca; hayir kurumu .
guild , gild
lonca
Guild of cooks
Aşçı loncası
guilder
(bak.) gulden.
guilder
hollanda parası
guildhall
(i.), (ing.) esnaf birligi merkez binasi; (b.h.) Londra belediye dairesi .
guildship
sosyal ve dini motifleri bulunan çeşitli orta çağ derneklerine verilen ad
guile
(i.) aldaticilik, kurnazlik aldatma egilimi. guileful (s.) hileci, hain. guilefully (z.) hile ile. guilefulness (i.) hilecilik. guileless (s.) saf, riyasiz, samimi.
guile
hile, hilekârlık, kurnazlık
guile
kurnazlık
guile
riyasız
guileful
hileci, hain
guilefulness
hilecilik
guileless
dürüst, hilesiz, saf
guileless
samimi
guillemot
(i.) kuzey denizlerine mahsus karabataga benzer bir deniz kusu.
Guillet diagrams
Guillet çizgeleri
guilloche
(i.) girift nakis, menevis; (mim.) sarili veya bukulu iki uc telden ibaret pervaz .
guilloche
1. burma süsü, burma çizgi, 2. girift nakış, meneviş
guilloche
meneviş
guillotine
(i.), (f.) giyotin; kagit bicagi; (tib.) bademcik makasi; (ing.) (pol.) muzakere tahdidi; (f.) giyotin ile idam etmek .
guillotine
1.giyotin, 2.giyotin, bıçak, kâğıt kesme makinesi, 3.giyotinle kafasını uçurmak
guillotine
dikey sürgülü kanadı olup karşı ağırlıkları bulunmayan pencere
Guillotine
Giyotin
guillotine
v.giyotinle idam et:n.giyotin
guillotine attenuator
giyotin zayıflatıcı
Guillotine cutter (Guillotine shears)
Giyotin makası
Guillotine flying shears
Uçar giyotin makası
Guillotines for paper or paperboard (excluding film cutting machines and apparatus, combined reel slitting and re-reeling machines, slitting and cross cutting machines)
Kağıt veya mukavva için giyotinler (film kesme makineleri ve cihazları, kombine makaralı boyuna kesme ve yeniden makaraya sarma makineleri ile boyuna veya çapraz kesme makineleri hariç)
guilt
(i.) suc, mucrimlik; curum mesuliyeti; gunahkarlik; gunahkarlik duygusu. guilt by association bir kimsenin mesru hareketlerini veya tanidiklarini supheli sayarak gizli suclari oldugunu tahmin etme. guiltless (s.), not guilty masum, sucsuz .
guilt
1.suçluluk, 2.sorumluluk, 3.suçluluk duygusu, utanç
guilt
günahkârlık
guilt
suç
Guilt
SUÇ, KABAHAT
guilt feelings
suçluluk duygusu