Translate
"poll"
in Turkish Language
English to Turkish
Turkish to English
English
Turkish
poll
1.seçim, 2.oylama, oy verme, 3.oy sayısı, 4.komuoyu yoklaması, 5.oy almak, 6.oy vermek
POLL
ANKET
poll
anket yapmak
POLL
BOYNUZSUZ
POLL
BOYNUZSUZ SIĞIR
POLL
BOYNUZUNU KESMEK
POLL
BUDAMAK
poll
f. oylari toplamak, rey almak; (secim listesine) kaydetmek; oy vermek; anket yapmak; (sac veya boynuz) kesmek.
POLL
HALKIN NABZINI YOKLAMAK
poll
i. secimde oylar; oy sayisi; gayri resmi anket; (eski) bas, kafa, kelle. poll tax oy kullanabilmek icin odenen bir vergi; sahis basina odenen bir vergi. the polls secim; secim sandigi, gayri resmi anketler.
POLL
KAFA
POLL
KAMUOYU YOKLAMASI
poll
kamuoyu yoklaması yapmak
POLL
KELLE
POLL
KESMEK
POLL
KİŞİ
poll
oy anket
POLL
OY SAYISI
POLL
OY TOPLAMAK
POLL
OY VERME
POLL
OY VERMEK
Poll
oyları toplamak, rey almak
POLL
OYLARIN SAYIMI
POLL
SEÇİM
POLL
SEÇİM YERİ
POLL
SEÇMEN
POLL
SEÇMEN LİSTESİ
poll
tarama
poll
taramak
POLL
TEPESİNİ KESMEK
poll
v.oy topla:n.oy
poll
yoklamak
poll for
oy vermek
Poll majority
Oyların çoğunluğunu almak
poll tax
kelle vergisi, baş vergisi
poll tax
oy kullanma vergisi
poll, to
anketlemek, sorgulamak
POLLACK
MORİNA BENZERİ BİR TÜR BALIK
pollack , pollock
i. bir cesit balik, zool. Pollachius virens.
pollakiuria
pollakiüri
pollard
1. budanmış ağaç, 2. ağaç budamak, boynuzlarını kesmek
POLLARD
BUDAMAK
pollard
i., f. boynuzlari dokulmus veya kesilmis hayvan; boynuzsuz soydan okuz veya koyun; budanmis agac; f. budamak, boynuzlarini kesmek.
Poll-day
oy günü
polled
boynuzu kesilmiş, saçı kesilmiş, kel
polled
kel
polled
s. boynuzu, saci veya basi kesilmis, kel.
pollen
1.polen, çiçektozu
pollen
i. ciceklerin uremesini temin eden toz, cicek tozu.
pollen
polen
pollen analysis of honey; melissopalynology
balda polen analizi; melitopalinoloji
pollen analysis; palynology
polen analizi; palınolojı; çıçek tozu bılımı
pollen bag
çiçektozu kesesi
pollen bearing bees
polen taşıyan arılar
pollen bound
bağlı polen
pollen brush; scopa; cleaning comb (on 1st, 2nd basitarsus)
polen fırçası
pollen candy
polen şeker
pollen count
havadaki polen miktarı
pollen dispenser; pollen insert
polenin dağılması
pollen grain
çiçek tozu
pollen grain
polen tanesi
pollen load; pollen pellet; pollen cakes
çiçek tozu yükü
pollen mites
polen akarları
pollen mould
polen küfü
pollen plant
polen bitkisi
pollen press; (pollen nippers; wax pincers; wax shears)
polen presi
pollen sac
polen kesesi
pollen substitute; brood booster
çiçek tozu yerine; kullanılabilen madde
pollen supplement
polen tamamlayıcısı
pollen trap
polen tuzağı
pollen tube
polen borusu
pollenizer; polleniser; pollinizer; polliniser
pollenizer; polleniser; tozlayıcı; polliniser
pollenophagous
pollenophagous
pollex
baş parmak
Pollex
Başparmak
POLLINATE
POLEN YAYMAK
POLLINATE
TOZLAŞMAK
POLLINATION
TOZLAŞMA
POLLING
OY VERME
POLLING
SEÇİM
POLLING DISTRICT
SEÇİM BÖLGESİ
pollinate
f., bot. tozaklamak pollina’tion i. tozaklama.
pollinate
tozarmak, tozlaşmak
pollination
tozlaşma
pollination apiary
tozlaşma apiary
pollination contract
tozlaşma sözleşmesi
pollination fee
tozlaşma ücreti
pollination shortcuts
tozlaşma kısayolları
pollinator
tozlaştırıcılar
polling
oylama, oy verme
polling
yoklama
polling booth
oy verme hücresi
polling character
sorgulama damgası
polling cycle
sorgulama çevrimi
polling delay
yoklama gecikmesi
polling district
seçim bölgesi
polling interrupt
sorgulama işkesimi
polling list
oylama listesi
polling list
yoklama listesi
polling method
sorgulama yöntemi
polling station
oy verme hücresi
pollinia (in orchids)
orkıde’lerdeki küme; halindeki polen; zerrecikleri
pollinosis
saman nezlesi
polliwog
i. kurbaga yavrusu, iribas. pollock bak. pallack.
Pollock
Yeşil morina
polls
seçim bürosu
POLLS
SEÇİM YERİ
POLLSTER
ANKETÖR
pollster
i. anket yapan kimse.
Pollucite
Polusit
Pollutant
Çevre kirletici madde, kirletici
POLLUTANT
ÇEVRE KİRLİLİĞİNE YOL AÇAN MADDE
pollutant
i. kirleten sey, havayi veya suyu kirleten kimyasal madde.
pollutant
kirletici
pollutant
kirletici madde
Pollutant
Kirletici, pisletici
Pollutant effluents
Çevre kirletici atıklar
Pollutant emmision
Kirletici yayım
POLLUTE
BOZMAK
POLLUTE
ÇEVREYİ KİRLETMEK
pollute
f. kirletmek, pisletmek, murdar hale getirmek, telvis etmek; irzina gecmek, iffetini bozmak pollution i. pisletme; murdarlik.
POLLUTE
KARALAMAK
pollute
kirlet
POLLUTE
KİRLETMEK
Pollute
kirletmek, pisletmek, murdar hale getirmek, telvis etmek
pollute
murdarlık
POLLUTE
NAMUSUNU KİRLETMEK
pollute
pisletmek
Pollute, to-
Kirletmek
Polluted
Kirlenmiş; Kirletilmiş
polluted
v.kirlet:adj.kirli
polluted air
kirli hava
polluted information
kirli bilgi
polluted water
kirli su
Polluter
Kirleten
polluter
kirletici
Polluter pays principle
Kirleten öder prensibi
POLLUTION
BOZULMA
POLLUTION
ÇEVRE KİRLİLİĞİ
POLLUTION
KİRLENME
POLLUTION
KİRLETME
POLLUTION
PİSLİK
Pollution
1) Çevre kirlenmesi; 2) Kirlilik
Pollution
Kirlenme, kirletme, kirlilik
Pollution
Kirletme, kirlenme
pollution
kirletme, kirlenme, kirlilik
pollution
kirlilik
Pollution abatement
Kirlenme azaltılması
Pollution control
Kirlilik denetimi
Pollution prevention
Kirliliğin önlenmesi