Meaning of
"Tehlike"
in english language
Turkish to English
English to Turkish
Turkish
English
tehlike
distress
Tehlike
Hazard
TEHLİKE
SHOAL
tehlike
danger
tehlike
threat
TEHLİKE
PERIL
tehlike
peril
TEHLİKE
STORM CLOUD
TEHLİKE
RISK
tehlike
risk
tehlike
insecureness
TEHLİKE
EMERGENCY
tehlike
gravity
tehlike
jeopardy
Tehlike Analizi
Hazard Analysis
TEHLİKE BELİRTİSİ OLMAK
THREATEN
tehlike bikını
hazard beacon
tehlike çağrıları
distress calls
TEHLİKE ÇANI
TOCSIN
tehlike çıkış kapısı
emergency door
tehlike çıkışı
emergency exit
Tehlike Degerlendirmesi ve Etkin Denetim Noktaları İlkeleri
HACCP Principles
Tehlike Değerlendirmesi ve Etkin Denetim Noktaları (TDEDN)
HACCP
tehlike derecesi
danger degrees
tehlike farı
hazard beacon
tehlike geçti işareti
all clear
tehlike geçti işareti
all-clear
tehlike geçti işareti
all clear
tehlike hali
distress phase
tehlike hattı
danger line
Tehlike içinde
IMPERILED
Tehlike içinde ve yardım talep etme durumunda olmak.
DISTRESS
tehlike ikazı
nuisance warning
TEHLİKE İŞARETİ
DANGER SIGNAL
TEHLİKE İŞARETİ
RED FLAG
TEHLİKE İŞARETİ
ALARM
TEHLİKE İŞARETİ
ALERT
tehlike işareti veya cenaze merasiminin bir parçası olarak bir dakikalık aralarla ateş eden top
minute gun
Tehlike karşısında
In the face of danger
tehlike peşinde koşmak
court danger
tehlike sınıfı
danger class
tehlike sınıfı
danger classes
Tehlike sinyali roketleri
Distress signal rockets
tehlike ve acil durum
distress and urgency
tehlike yaratmak, tehlikeye sokmak, tehlikeye atmak
endanger
tehlike yerinden uzaklaştırılan
evacuee
tehlike zili
tocsin
Tehlike zili
Alarm bell
Tehlike zili; Tehlike çanı
Tocsin
Tehlike, hasar, risk
Jeopardy
TEHLİKE, RİSK
Hazard
tehlike, zarar
perniciousness
tehlikede
in danger
Tehlikede
On thin ice
tehlikede
In a bad way
Tehlikede
In danger
Tehlikede
In peril of
tehlikede olmayan
In the clear
tehlikeden çıkmış, iyileşmiş
out of danger
TEHLİKEDEN KAÇAN, KAZAZEDE
Refugee
tehlikeli
serious
tehlikeli
hazardous
tehlikeli
dodgy
tehlikeli
mean
TEHLİKELİ
NOXIOUS
TEHLİKELİ
DANGER
tehlikeli
dangerous
TEHLİKELİ
UNSAFE
TEHLİKELİ
DARING
TEHLİKELİ
PERILOUS
tehlikeli
perilous
tehlikeli
pernicious
TEHLİKELİ
RISKY
TEHLİKELİ
PESTILENT
TEHLİKELİ
PESTILENTIAL
tehlikeli
pestilent
tehlikeli
risky
tehlikeli
miasma
TEHLİKELİ
VENTURESOME
TEHLİKELİ
ADVENTUROUS
tehlikeli
touchandgo
TEHLİKELİ
TOUCH-AND-GO
tehlikeli
insecure
tehlikeli
desperate
tehlikeli
grave
tehlikeli
speculative
tehlikeli
breakneck
tehlikeli
precarious
tehlikeli
parlous
tehlikeli
critical
TEHLİKELİ
HAIRY
TEHLİKELİ
WILDCAT
tehlikeli
wicked
TEHLİKELİ
FORBIDDING
Tehlikeli atık
Hazardous waste
tehlikeli atıklar
hazardous waste
tehlikeli biçimde artmak
grow rife
tehlikeli bir boyuta ulaşmak, kızışmak
boil up
tehlikeli bir şekilde
dangerously
tehlikeli bir şekilde
unsafely
TEHLİKELİ BİR ŞEKİLDE
PERILOUSLY
tehlikeli bölge
danger zone
tehlikeli büyücü kadın
circe
tehlikeli durum
touch and go
tehlikeli durum
desperate straits
tehlikeli durum
precariousness
tehlikeli durum, çekinceli durum
state of distress
tehlikeli enflasyon
runaway inflation
tehlikeli erkek
dog
tehlikeli gerilim
dangerous voltage
TEHLİKELİ GİRİŞİM
LEAP IN THE DARK
TEHLİKELİ GİRİŞİM
VENTURE
Tehlikeli haşere ilaçları
Hazardous pesticides
Tehlikeli hava kirliliği
Hazardous air pollution (HAP)
tehlikeli iş
stunt
tehlikeli iş
venture
TEHLİKELİ İŞ
ADVENTURE
tehlikeli iş
touch and go
Tehlikeli iş,kaybetme rizikosu olan iş.
VENTURE
tehlikeli işi üzerine al
bell the cat
Tehlikeli kimyasal ajanlar
Hazardous chemical agent
tehlikeli madde kuralları
dangerous goods regulations
tehlikeli maddeler
dangerous goods
Tehlikeli maddeler
Dangerous substances
Tehlikeli mallar
Dangerous goods
Tehlikeli mikroorganizma
Hazardous m/o
Tehlikeli müstahzarlar
Dangerous preparations
tehlikeli olarak
critically
tehlikeli saha
danger area
tehlikeli suçlu
desperate criminal
tehlikeli şekilde
perilously
tehlikeli teşebbüs
dangerous undertaking
tehlikeli, korkutucu, telaş verici
parlous
tehlikeli, riskli
perilous
tehlikeli, riskli, rizikolu
risky
tehlikelice
hazardously
tehlikelilik
hazardousness
tehlikelilik
perilousness
tehlikelilik
riskiness
tehlikelilik
criticality
tehlikelilik
criticalness
TEHLİKESİZ
UNCRITICAL
tehlikesiz
risk free
tehlikesiz
riskless
TEHLİKESİZ
BENIGN
TEHLİKESİZ
BENIGNANT
tehlikesiz
safe
Tehlikesiz
Out of danger
TEHLİKESİZ
INNOCUOUS
tehlikesiz uçuş, tehlikesiz sefer
milk run