Meaning of
"onun"
in english language
Turkish to English
English to Turkish
Turkish
English
onun
thereof
onun
her
onun
his
onun
its
onun deyişine göre
according to his version
Onun dışında yapabileceğim bir şey yok
I can do nothing but that
onun düşüncesine göre
in one’s book
onun düşüncesine göre
in one’s book
onun en iyi işinden biri
one of his finest work
Onun hayranıyım
I’m his fan
ONUN İÇİN
THEREFOR
onun için
for him
Onun için pişmanlık duymadım
I felt no regret for it
onun kahverengi saçları var
she has brown hair
Onun kazancı çok
He has a large income
Onun kötü bir soğuk algınlığı var
She had a bad cold
onun nerede olduğunu bilmiyorum
i don’t know where he is
onun nerede olduğunu bilmiyorum
i don’t know where she is
onun önemi yok
it is neither here nor there
onun sonu iyi olmaz
he will come to no good
onun yaşında
At his age
Onun yerinde olmak istemem
I should not like to be in his shoes
onun yerine
In default of
onun, -ın, -in
its
onuna ilave etmek, eklemek
append
onuncu
tenth
onuncu (yıl dönümü)
tin
onuncu kafa siniri
tenth cranial nerve
onuncu parça
tenth part
Onuncu sinir (tıp)
Vagus nerve
onunki
hers
onunla
with him
ONUNLA
THEREWITH
onunla ilgilendiğiniz için teşekkür ederim
thank you for looking after her
onunla ilgili seni arayacağım/ararım sonra
let me get back to you on that
onunla ilgili seni arayacağım/ararım sonra
I’ll get back to you on that
onunla işim olmaz
i have nothing to do with him
onunla işim olmaz
I wouldn’t touch him with a barge pole
onunla işim olmaz
I wouldn’t touch him with a ten-foot pole
onunla ne yapacağım seni hiç ilgilendirmez
what i do with him is none of your business
onunla nerede tanıştın?
where did you meet her?
onunla nerede tanıştın?
where did you meet him?
onunla yalnız konuşmak istiyorum
i want to talk to her alone
onunla yalnız konuşmak istiyorum
i want to talk to him alone
onunla, onun vasitasiyla
Whereby