Meaning of
"yeti"
in english language
Turkish to English
English to Turkish
Turkish
English
yeti
faculty
yeti, kar adamı
abominable snowman
YETİM
FATHERLESS
yetim
orphan
YETİM
HALF-ORPHAN
yetim aylığı
orphan pension
YETİM BIRAKMAK
ORPHAN
Yetim İlaç
Orphan Drug
Yetim tıbbi ürün
Orphan medicinal product
YETİMHANE
FOUNDLING HOSPITAL
yetimhane
orphanage
yetimhane
asylum
yetimhane
creche
YETİMLER YURDU
ORPHANAGE
YETİNMEK
SETTLE
YETİNMEK
DO WITH
yetinmek
be contented with
YETİNMEK
CONFINE ONESELF TO
YETİNMEK
CONTENT ONESELF
YETİNMEK
CONTENT ONESELF WITH
YETİNMEK
MAKE DO
yetiş
catch up
yetiş
get on for
yetiş
got on for
yetiş
overtake
yetiş
overtook
yetiş
grown at
YETİŞEMEYEN
BEHINDHAND
YETİŞEN BİTKİ
GROWER
Yetişen gemi.
VESSEL OVERTAKING
Yetişen gemi.
OVERTAKING
Yetişilebilir
Within reach
Yetişilen gemi.
VESSEL OVERTAKEN
yetişilir
Within reach of
yetişilmez
Beyond the reach of
YETİŞİP GEÇMEK
OVERTAKE
yetişkin
marriageable
yetişkin
adult
YETİŞKİN
GROWN
YETİŞKİN
GROWN UP
YETİŞKİN
GROWN-UP
YETİŞKİN
MAJOR
yetişkin (kız)
marriageable
yetişkin bir böcekle ilgili
imaginal
Yetişkin büyükbaş hayvan eti
Bovine meat
yetişkin eğitimi
adult education
yetişkin insan
grown-up man
yetişkin kimse
grownup
Yetişkin personel
Skilled personnel
Yetişkin sığır derisi
Leather of bovine or equine animals
yetişkinlere ingilizce öğretme sertifikası
celta
yetişkinlere ingilizce öğretme sertifikası
certificate in english language teaching to adults
yetişkinlere yönelik içerik
adult content
yetişkinleri bitki yapraklarında, larvaları ise toprakta ve köklerde yaşayan çeşitli büyük parlak sarı böceklere verilen ad
goldsmith beetle
yetişkinlerin, genelde 15-19 yaş aralığında olan kendinden yaşça küçük genç kız veya erkeklere ilgi duyması
ephebophilia
yetişkinliğe kadar hayatta kalmak
survive into adulthood
yetişkinlik
adulthood
yetişkinlik hood lik lık
Adulthood
YETİŞME
CULTIVATION
yetişme
maturate
yetişme
upbringing
yetişme
reach
yetişme
growth
yetişme hızı (elektronik)
slew rate
YETİŞME ORTAMI
HABITAT
yetişme ortamı
habitat
yetişme süresi, yükselme süresi
rise time
yetişmek
serve
yetişmek
do
YETİŞMEK
COME UP WITH
YETİŞMEK
PULL UP
YETİŞMEK
PULL UP TO
YETİŞMEK
PULL UP WITH
yetişmek
extend
YETİŞMEK
DRAW UP
YETİŞMEK
CATCH
YETİŞMEK
CATCH UP
YETİŞMEK
CATCH UP ON
yetişmek
suffice
YETİŞMEK
RUN SMB. CLOSE
yetişmek
reach
yetişmek
attain
YETİŞMEK
OVERTAKE
yetişmek
Overtaken
YETİŞMEK
GROW
YETİŞMEK
KEEP UP WITH
YETİŞMEK
EQUAL
YETİŞMEK
HAND UP
yetişmek, ayak uydurmak
keep up with
yetişmek, geri kalmamak
catch up
YETİŞMEKTE OLAN
ONCOMING
yetişmiş
marriageable
yetişmiş
ripe
yetişmiş
Of full age
yetişmiş
grown
yetişmiş insan gücü
qualified man power
yetiştir
bring up
yetiştir
brought up
yetiştir
make grow
YETİŞTİRİCİ
CULTIVATOR
yetiştirici
cultivate
YETİŞTİRİCİ
PRODUCER
yetiştirici
raiser
yetiştirici
breeder
yetiştirici
grower
yetiştirici öğretim
remedial teaching
YETİŞTİRME
CULTIVATION
yetiştirme
cultivate
YETİŞTİRME
CULTURE
YETİŞTİRME
NURTURE
YETİŞTİRME
UPBRINGING
YETİŞTİRME
EDIFICATION
yetiştirme
edification
yetiştirme
education
YETİŞTİRME
BREEDING
yetiştirme
breeding
YETİŞTİRME
GROWING
Yetiştirme amaçlı hayvanlar
Rearing animals
Yetiştirme sözleşmesi
Growing contract
YETİŞTİRMEK
CULTIVATE
yetiştirmek
cultivate
YETİŞTİRMEK
PRODUCE
YETİŞTİRMEK
FARM
YETİŞTİRMEK
RUSH
YETİŞTİRMEK
EDUCATE
YETİŞTİRMEK
RAISE
YETİŞTİRMEK
TRAIN
yetiştirmek
raise
YETİŞTİRMEK
DISCIPLINE
YETİŞTİRMEK
REAR
yetiştirmek
rear (to); breed; raise
YETİŞTİRMEK
SCHOOL
YETİŞTİRMEK
BREED
YETİŞTİRMEK
GROOM
YETİŞTİRMEK
BRING UP
YETİŞTİRMEK
GROW
yetiştirmek
teach
YETİŞTİRMEK
CRADLE
yetiştirmek
guide
yetiştirmek
discipline
YETİŞTİRMEK
COACH
yetiştirmek, büyütmek
bring sb up