Meaning of
"kişi"
in english language
Turkish to English
English to Turkish
Turkish
English
KİŞİ
HEAD
kişi
people
kişi
person
KİŞİ
PERSONA
kişi
one
kişi
fellow
kişi
bod
KİŞİ
POLL
KİŞİ
SOUL
KİŞİ
SELF
KİŞİ
INDIVIDUAL
KİŞİ
WIGHT
kişi
man
KİŞİ BAŞI
HEAD
kişi başı, adam başı
per head
KİŞİ BAŞINA DÜŞEN
CAPITATION
kişi başına düşen pay
per capita quota
kişi başına gelir
per capita income
kişi başına gelirin ancak temel ihtiyaç maddelerinin karşılanmasına yetecek bir düzeyin bile altına düşmesi durumu
absolute poverty
kişi başına tüketim
per capita consumption
Kişi dokunulmazlığı hakkı
Right to physical integrity
kişi hakkında bilgiler
personal data
kişi takipli yönlendirme
follow-me diversion (FMD)
kişiler arası arama
person-to-person call
Kişiler hukuku
Law on persons
Kişilerarası İlişki Becerileri
Interpersonal Skills
kişilere karşı suçlar
offenses against the person
kişilere rütbesine göre değer vermeyen kimse
no respecter of persons
Kişilerin dolaşım özgürlüğü (serbestisi)
Freedom of movement for persons
Kişilerin dolaşım serbestisi, özgürlüğü
Freedom of movement of persons
Kişilerin Dolaşım serbestisi, özgürlüğü
Freedom of movement of persons
kişilerin ırkına veya dinine göre farklı muamele yapma
discrimination
kişilerin kendi hazırladıkları tariflerle katıldıkları yemek yarışması
bake-off
Kişilerin serbest dolaşımı
Free movement of persons
kişilerin sırtlarına iliştirilmiş paraşütvari bir sayvanla belli bir yükseklikten atladıkları havacı
paragliding
Kişilerin yanlarında ya da üstlerinde taşıdıkları eşyanın kontrolü
Inspecting goods carried by or on persons
KİŞİLEŞME
PERSONIFICATION
KİŞİLEŞTİREN
REPRESENTATIVE
KİŞİLEŞTİRME
PERSONIFICATION
KİŞİLEŞTİRME
IMPERSONATION
KİŞİLEŞTİRMEK
PERSONALIZE
KİŞİLEŞTİRMEK
PERSONATE
KİŞİLEŞTİRMEK
PERSONIFY
kişileştirmek
personify
KİŞİLEŞTİRMEK
IMPERSONATE
kişiliği olmama, kişiliksiz
impersonality
KİŞİLİK
PERSONALITY
kişilik
personality
kişilik
individuality
KİŞİLİK
FIBER
KİŞİLİK
FIBRE
KİŞİLİK
HUMANITY
KİŞİLİK
CHARACTER
KİŞİLİK
IDENTITY
KİŞİLİK
SELF
kişilik
selfhood
kişilik bozukluğu
personality disorder
Kişilik hakları
Individual rights
kişilik kazandır
personalize
KİŞİLİK VERMEK
PERSONALIZE
kişilik vermek
personalize
kişilik, bireylik, özellik
individuality
Kişilik, şahsiyet
Personality
kişiliksiz, karaktersiz, ahlaksız
unprincipled
kişinin akıl ve mantığına değil hislerine hitabeden
ad hominem
kişinin akıl ve mantığına değil hislerine hitap ederek
ad hominem
kişinin bedenini veya bir eşyayı bulunduğu mekanda yok edip bir anda başka bir mekanda ortaya çıkarması
teleportation
kişinin bir başkasının gözlerinde gördüğü kendi yansıması
babies in the eyes
kişinin bulunduğu noktadan daire çapıyla yeryüzünün tam karşı tarafı
antipod
kişinin büyük kar sağlayabileceği ama tehlike/risk altında olan durum veya alan
tom tiddler’s ground
kişinin diğer insanların gözündeki değeri
opinion (obsolete)
kişinin doğduğu ve büyüdüğü yer
home town
kişinin durumlara verdiği yanıtları ve durumlarla ilgili çıkarımlarını belirleyen sabit zihinsel tutum veya tavır
mind-set
KİŞİNİN EN GÜÇLÜ TARAFI
FORTE
kişinin en iyi performansı
a’ game
kişinin giydiği karşı cinse ait elbise
drag
kişinin hayatıyla ilgili her şeyi önceden tayin edilmesi
predestination
kişinin her zamanki standartlara uymadığı zaman
off-hour
kişinin işte olmadığı zaman
off-hour
kişinin iyi kararlar verebildiği sağlıklı ruh hali
mental soundness
kişinin kara batmadan yürümesini sağlayan bir ayakkabı veya ayakkabıya iliştirilen bir düzenek
snowshoe
kişinin kendi çıkarları doğrultusunda bir şeyi elde etmek için gösterdiği sahte sevgi
cupboard love
kişinin kendi eksikliği
self-inadequacy
kişinin kendi evi veya ikametgahı
domicile
kişinin kendi görüşü
version
kişinin kendi kendine koyduğu son teslim tarihi
self-imposed deadline
kişinin kendi kendini itham etmesi
self-indictment
kişinin kendi sardığı sigara
roll-your-own cigarettes
kişinin kendinden daha üstün bir insanın kendisine aşık olduğuna inanması
erotomania
kişinin kendinden daha üstün bir insanın kendisine aşık olduğuna inanması
clerambault’s syndrome
kişinin kendine ayırdığı zaman
me-time
kişinin kullandığı veya giydiği, yeni veya farklı olarak kabul edilen ve başkalarının o kişiyi fark etmesi için tasarlanmış her türlü şey
fashion statement
kişinin marka tercihleriyle (tarzı vb gibi) fiziksel görünümle ayırt edilen kimliği
external personality
kişinin ölümünden sonra soyundan gelen kişilere yasal olarak verilen (unvan, rütbe veya hak)
hereditary
kişinin özel beğenisine göre tasarlanmış
haute couture
kişinin yaşamını veya aktivitelerini konu alan film
home movie
kişisel
private
kişisel
privy
KİŞİSEL
INTIMATE
kişisel
personal
KİŞİSEL
SINGULAR
kişisel
individual
kişisel
intimate
KİŞİSEL
INDIVIDUAL
KİŞİSEL
CLOSET
KİŞİSEL
PRIVATE
Kişisel bakım fırçaları
Toilet brushes
Kişisel bakım fırçaları için saplar
Handles for toilet brushes
Kişisel bakım ürünleri
Personal care products
KİŞİSEL BAKIŞ AÇISI İLE İLGİLİ
SUBJECTIVE
kişisel bakış açısı ile ilgili
subjective
Kişisel Beceriler
Personal Skills
kişisel beyin geliştirici
personal brain trainer
kişisel bilgi
personal information
kişisel bilgi yöneticisi
personal information manager
kişisel bilgi yönetimi
personal information management
kişisel bilgiağı sunucusu
personal web server
kişisel bilgilerin korunması
personal information protection
kişisel bilgilerin korunması yasası
personal information protection law
kişisel bilgisayar
PC
kişisel bilgisayar
personal computer
kişisel bilgisayar
personal computer, PC
Kişisel bilgisayar (PC) işletim sistemi yazılım paketi
Personal computer (PC) operating system software package
Kişisel Bilgisayar Bellek Kartı Uluslararası Birliği (PCMCIA) adaptörleri ve arayüzleri
Personal Computer Memory Card International Association (PCMCIA) adaptors and interfaces
kişisel bilgisayar disk işletim sistemi
personal computer disk operating system
kişisel bilgisayar oturumu
pc session
Kişisel bilgisayarlar
Personal computers
Kişisel bilgisayarlar için merkezi işlem birimleri
Central processing units for personal computers
Kişisel Çalışma Tarzları
Personal Work Style
kişisel çekicilik
personal magnetism
kişisel çevrimiçi veri
personal online data
kişisel çevrimiçi veri depoları
personal online data stores (pods)
KİŞİSEL ÇIKAR
SELF-INTEREST
Kişisel dava nedeni ile mahkemeye gelerek ifade verilmesi.
MONITION
kişisel değer
personal value
kişisel dergi
commonplace book
kişisel dokunulmazlık
impunity
kişisel el telefonu sistemi
personal handyphone system (PHP)
kişisel erişim haberleşme sistemi
personal access communications system (PACS)
kişisel eşitsizlik
personal equation
KİŞİSEL EŞYA
BELONGINGS
Kişisel eşya
Paraphernalia
KİŞİSEL EŞYALAR
BELONGINGS
KİŞİSEL EŞYALAR
EFFECTS
kişisel etmen
personal agent
kişisel girişim
individual enterprise
kişisel gizli
private
kişisel gizlilik
privacy
kişisel gizlilik, mahremiyet
privacy
kişisel görüntü kaydedici
personal video recorder