Meaning of
"zeytin"
in english language
Turkish to English
English to Turkish
Turkish
English
ZEYTİN
OLIVE
zeytin
olive
Zeytin
Olives
zeytin ağacı
olive tree
zeytin dalı
olive branch
zeytin dalı uzatmak
hold out the olive branch
Zeytin rengi boya
Sap gren
Zeytin yağı
Olive oil
Zeytin yağı üretiminden arta kalan küspe ve katı artıklar (prina dahil)
Oilcake and solid residues resulting from the extraction of olive oil (including prina)
zeytin yeşili
olive green
Zeytin yeşili (renk)
Lincoln green
Zeytin, hazırlanmış veya korunmuş (hazır sebze yemekleri ve kurutulmuş, dondurulmuş veya sirke ya da asetik asitle korunmuş zeytinler hariç)
Prepared or preserved olives (excluding prepared vegetable dishes and olives dried, frozen or preserved by vinegar or acetic acid)
Zeytin; sirke/asetik asitle hazırlanmış, konserve edilmiş
Olive, prepared or preserved by vinegar or acetic acid
Zeytinler
Olives
Zeytintaşı
Olivenite
zeytinyağı
oil
zeytinyağı
olive oil
Zeytinyağı fraksiyonları; prina yağı ve diğerleri, rafine
Fractions of olive oil; prina oils and others, refined
Zeytinyağı ve fraksiyonları (rafine edilmiş fakat kimyasal olarak değiştirilmemiş)
Olive oil and its fractions, refined but not chemically modified
Zeytinyağı ve fraksiyonları (rafine edilmiş fakat kimyasal olarak değiştirilmemiş)
Refined olive oil and its fractions (excluding chemically modified)
Zeytinyağı, ham
Olive oil, crude
Zeytinyağı, rafine
Olive oil, refined
zeytinyağı, sirke, tuz ve karabiber karışımı sos
vinaigrette
Zeytinyağlı barbunya
Pinto Beans With Olive Oil and Chillies
Zeytinyağlı enginar
Artichokes in oil
zeytinyağlı sabun
castile soap
ZEYTİNYAĞLI SALAMURADA BIRAKMAK (ET)
MARINATE
Zeytinyağlı yaprak dolması
Stuffed vine leaves with olive oil