Translate
"Leading"
in Turkish Language
English to Turkish
Turkish to English
English
Turkish
leading
(i.) kursun ile kaplama veya bolme; kursun cerceve (pencere icin); (matb.) satir aralarinin anterlini.
leading
(i.), (s.) yol gosterme, rehberlik; ima; (s.) onde olan, yol gosteren, rehber olan. leading article (Ing.) basmakale. leading lady piyeste basrolu oynayan kadin. leading man basrolu oynayan erkek. leading question belirli bir cevabi gerektiren soru.
leading
1.en önemli, ana, temel, 2.yol gösteren, kılavuzluk eden, yöneten, önde olan
leading
başta olan, başlangıç, önce gelen
leading
en önemli
leading
ima
leading
n.önde gelen:v.öncülük et:prep.yol açan
leading
önde gelen
leading
rehberlik
leading article
başmakale
leading axle
ön aks kılavuz dingil
leading axle
ön aks, kılavuz dingil
leading case
emsal oluşturan olay, içtihat
leading character
önce gelen karakter
leading characters
önce gelen karakterler
leading characters
önde gelen karakterler
leading coefficient
baş katsayı
Leading company
Önde gelen şirket
leading current
evresi önde akım
leading current
ön akım
Leading edge
Giriş kenarı (kanatların)
leading edge
hücum kenarı, en ön kısım
leading edge
önde gelen kenar
leading edge flap
ön kenar flapı
leading edge of a pulse
darbenin ön kenarı
leading edge radiator
ön kenar soğutucusu
leading edge tank
ön kıyı yakıt tankı
leading edge technologies
son teknolojiler
leading end
ön uç
Leading Indicators
Öncü Göstergeler
leading in cable
abone giriş kablosu
leading innovator
öndegelen yenilikçi
leading lady
1. başrol oynayan kadın, 2. başrol oyuncusu kadı
leading lady
başrol oyuncusu kadın
leading lady
başroldeki kadın
leading light
kılavuz ışık
leading light
rehber feneri
leading man
1. başrol oyuncusu erkek, 2. başrol oynayan erkek
leading man
başrol oyuncusu erkek
leading man
başroldeki erkek
Leading power factor
Kapasitif güç faktörü
leading rope
kılavuz halatı
leading screw
kılavuz vida
Leading spindle
Kılavuz mil
leading strings
(yeni yürümeye başlayan çocuklar için) yürüme ipi
leading term
baş terim
leading term
başat terim, en önemli terim
leading term
en önemli terim
leading to
e yol açan
leading wheel
ön tekerlek
leading wheel
ön tekerlek, kılavuz tekerlek
leading zero
önce gelen sıfır
leading zero
öndeki sıfır
Leading, major, main
Başlıca
leading-edge
öncü
leading-edge hardware
öncü donanım
leading-in cable
giriş kablosu
leading-lady
baş rolü oynayan bayan