Translate
"PALE"
in Turkish Language
English to Turkish
Turkish to English
English
Turkish
Pale
1) Soluk; Solgun; 2) Çit kazığı; Parmaklık çubuğu
pale
1.(yüz) soluk, 2.(renk, vb.) solgun, cansız, 3.solmak, 4.soldurmak, 5.sönük kalmak, önemsiz kalmak
PALE
AÇIK
PALE
AKÇA
PALE
BENZİ ATMIŞ
pale
donuklaşmak
pale
donuklaştırmak
pale
f. beti benzi atmak, sararmak, donuklasmak; saranmak, donuklastirmak.
pale
hudut
PALE
KAZIK
PALE
KAZIK ÇAKMAK
pale
matlık
PALE
RENGİ ATMAK
PALE
RENGİ SOLMAK
PALE
RENKSİZ
pale
renksizlik
pale
s. solgun; renksiz, soluk mat, donuk. palefaced s. beti benzi atmis rengi ucmus. palely z. solgun bir sekilde renksiz olarak. paleness i. solgunluk, renksizlik, matlik.
pale
sararmak
PALE
SARARMIŞ
PALE
SINIR
PALE
SINIRLANDIRMAK
PALE
SOLDURMAK
pale
solgun
PALE
SOLMAK
PALE
SOLUK
Pale
SOLUK,SOLGUN (renk)
PALE
SÖNÜK KALMAK
PALE
UÇUK
pale
yetki
PALE BESIDE
SÖNÜK KALMAK
pale beside someone
birinin yanında sönük kalmak
pale by comparison (with something)
yanında solda sıfır kalmak
pale by comparison (with something)
yanında sönük kalmak
PALE IN
ÇİT İLE ÇEVİRMEK
pale in comparison (with something)
yanında solda sıfır kalmak
pale in comparison (with something)
yanında sönük kalmak
Pale yellow cheese
Kaşar peyniri
palea
pulcuk
paleface
i. Amerika yerlilerinin beyazlara verdigi kabul edilen soluk benizli sifati.
PALEFACE
SOLUKBENİZLİ
paleface
solukbenizli, beyaz (adam)
paleness
solgunluk
PALENESS
SOLUKLUK
paleness
solukluk, renksizlik
paleo-
(onek) eski zaman.
paleo-
(önek) paleo, eski
paleoanthropological
paleantropolojik
Paleocene
paleosen
Paleocene Epoch
Paleosen Evre
Paleoclimate
Paleoiklim
Paleocurrent
Paleoakıntı
Paleoecology
Paleoekoloji
Paleogene period
Paleojen dönem
Paleogeography
Paleocoğrafya
paleographer
paleograf
paleography
eski yazı bilgisi
paleography
eski yazı bilimi
paleography
i. eski devirlere ait yazi (kitabe, el yazmasi kitap); eski devirlere ait yazilari okuma veya inceleme ilmi. paleographer i. eski devirlere ait yazilari okuma bilgini. paleographic(al) s. eski devirlere ait yazilarla ilgili.
paleography
paleografi
PALEOLITHIC
YONTMA TAŞ DEVRİ
PALEOLITHIC
YONTMA TAŞ DEVRİNE AİT
Paleolith
Yontma taş
paleolithic
s. tas devrine ait, yontma tas devrine ait.
paleolithic
yontma taş devrine ait
paleology
i. tarihten evvelki zamanlara ait incelemeler, arkeoloji paleolog’ical s. arkeolojik. paleologist arkeolog.
Paleology (Archeology)
Paleoloji; Arkeoloji
Paleomagnetism
İlkel mıknatıslanma
Paleomagnetism
Paleomanyetizma
PALEONTOLOGIST
PALEONTOLOG
paleontologist
paleontolog, taşılbilimci
paleontology
i. eskivarlikbilim, paleontoloji. paleontolog’ical s. paleontoloji ile ilgili. paleontol’ogist ’ paleontoloji bilgini.
paleontology
paleontolog, taşılbilim
paleontology
paleontoloji
Paleontology
Taşıl bilim; Paleontoloji
Paleotropis; Palaetropic; Paleotropical Kingdom
paleotropis; palaetropic; paleotropikal krallık
paleozoic
i., s. jeol. paleozoik.
paleozoic
paleozoik
paleozoic era
paleozoik çağ
Paleozoic Era
Paleozoyik Çağ
palest
en solgun
palestine
filistin
palestine
i. Filistin.
Palestinian
filistin’e ait
palestinian
filistinli
palestinian
s. i. Filistin’e ait; i. Filistinli.
palestra
i. eski Yunanistan’da spor salonu.
palet system
Palet sistemi
paletot
1. palto, 2. manto
palette
bir ressama özgü renkler
palette
i palet, ressamlarin boyalarini karistirmak icin kullandiklari levha; bir ressam ozgu renkler.
palette
palet
palette
palet (boya için)
PALETTE
PALET (BOYA)
Palette
Palet, düzleme plâkası (cam)
palette
ressam paleti, palet
Palette knife
Karıştıraç
palette knife
palet bıçağı
palette of drawing tools
çizim araçları paleti