Translate
"PER"
in Turkish Language
English to Turkish
Turkish to English
English
Turkish
per
(edat) vasitasiyle, eliyle; tarafindan. perannum (an’lm) senelik, her sene. per capita (kap’lti) nufus basina; esitlik uzere. per contra diger taraftan. perdiem gunluk gecim masrafi; her gun, gunde; hakkihuzur. per se (sey) kendiliginden, haddi zatinda.
Per
... basina, her bir ... ıçin, , vasitasiyla, eliyle
per
1.-de, -da, başına, her biri için, 2.vasıtasıyla, eliyle, tarafından
PER
ARACILIĞI İLE
PER
BAŞINA
PER
ELİYLE
PER
GEREĞİNCE
PER
GÖRE
per
her
PER
NAZARAN
PER
VASITASIYLA
per-
(onek) icinden; tamamen; disari; cok.
per-
çok
per-
dışarı
per-
tamamen
per annum
beher yıl
Per annum
Her sene için
per annum
her yıl için
per annum
yılda, yıllık, senelik
per anum
per anum
per capita
1. kişi başına (düşen), 2. adam başına
per capita consumption
kişi başına tüketim
per capita income
kişi başına gelir
per capita quota
kişi başına düşen pay
Per capita, per head
Adam başına
PER CENT
YÜZDE
per centile
persantil
PER CENTUM
YÜZDE
per chance
şayet
per contra
(edat) diğer taraftan
PER DIEM
1)Gündelik masraflar 2)Günde,günlük
PER DIEM
GÜNDELİK
PER DIEM
GÜNLÜK
PER DIEM
HER GÜNKÜ
PER DIEM
YEVMİYE
per diem
günlük, gündelik
per head
kişi başı, adam başı
per hour
her saat
Per hour
Saatte
per incuriam
ihmalkârlık yüzünden
PER LIKE DAY
Benzer günler gibi.Özellikle navlun anlaşmalarında sürastarya için kullanılan bir deyimdir.
per mensem
ayda
per mille
binde
per oral
peroral
per os
peroral
per post
postayla
per procuration
namına, vekâleten
per quod
bununla
per rectum
rektal
PER SALTUM
BİRDEN
per se
kendiliğinden
per se
yalnız başına
Per side
Her bir tarafı
Per week
Her hafta
pera
i. Beyoglu.
Peracetic acid
Perasetik aset
Peracid
Perasit
peradventure
1. belki, 2. şayet, kazara
peradventure
belirsizlik
PERADVENTURE
BELKİ
peradventure
ihtimal
peradventure
kazara
peradventure
muhtemelen
peradventure
olabilir
PERADVENTURE
OLUR YA
PERADVENTURE
ŞAYET
peradventure
şüphe
peradventure
tahmin
peradventure
z., i., (eski) belki, olabilir, sayet, kazara; muhtemelen; i. suphe; belirsizlik; tahmin, ihtimal.
perambulate
1. dolaşmak, gezinmek, 2. gezmek
PERAMBULATE
DOLAŞMAK
perambulate
f. surasini burasini gezmek, dolasmak; etrafini gezmek; gozden gecirmek, teftis etmek. perambu la’tion i. gezme, dolasma. perambulator i., ing. cocuk arabasi.
PERAMBULATE
GEZİNMEK
PERAMBULATE
GEZMEK
PERAMBULATE
ÖLÇMEK (ARAZİ)
PERAMBULATION
DOLAŞMA
PERAMBULATION
GEZME
perambulation
gezme, dolaşma
Perambulator
Çocuk arabası
PERAMBULATOR
ÇOCUK ARABASI (BRİT.)
Perambulators
Bebek arabaları
Perborate
Perborat
perboric acid
perborik asit
percale
i. ince ve sik dokunmus pamuklu bez.
Percale
Patiska
PERCALE
SIK DOKUNMUŞ BEZ
percale
sık dokunmuş pamuklu bez
Percaline
Astarlık bez
PERCEIVABLE
ALGILANABİLİR
PERCEIVABLE
HİSSEDİLEBİLİR
PERCEIVABLE
HİSSEDİLİR
PERCEIVABLE
KAVRANABİLİR
PERCEIVE
ALGILAMAK
PERCEIVE
FARKETMEK
PERCEIVE
HİSSETMEK
PERCEIVE
İDRAK ETMEK
PERCEIVE
KAVRAMAK
PERCEIVE
KESTİRMEK
PERCEIVE
SEÇMEK
PERCEIVE
SEZMEK
PERCEIVE THE SMELL OF
KOKUSUNU ALMAK
perceieved marginal cost
algılanan marjinal maliyet
perceivable
algılanabilir, hissedilebilir
perceivable
farkedilebilir
perceive
algıla
perceive
algılamak
perceive
algılamak, kavramak, anlamak, görmek
perceive
anlamak
perceive
f. anlamak, idrak etmek, farkina varmak, sezmek, gormek. perceivably z. gozle gorulecek sekilde, hissedilecek derecede.
perceive
farkına varmak
perceive
görmek anlamak
perceive
sezmek
perceive by sight
görerek anla
perceive by touch
dokunarak anla
perceive the difference
farkı anla
perceive to be the same
aynılığın farkına var
perceive, to
algılamak
Perceived
algilamak, farketmek, anlamak
perceived
v.farket:adj.farkedilen
perceived data
algılanan veri
perceived endogenous input
algılanmış iç kaynaklı girdi
perceived exogenous input
algılanmış dış kaynaklı girdi
perceived external input
algılanmış dışsal girdi
perceived input
algılanmış girdi
perceived internal input
algılanmış içsel girdi
perceived value
algılanan değer
perceiving
n.algılayan:v.algıla:prep.algılayarak
PERCENT
HİSSE
PERCENT
KÂR PAYI
percent
yüzde
percent
z., s., i. yuzde.
Percent (Percentage)
Yüzde
Percent cold reduction (Percent cold work)
Yüzde soğuk iş
Percent cold work
Yüzde soğuk iş
Percent Complete
Tamamlanan Yüzde
Percent elongation at fracture
Kırılmada yüzde uzama
percent fines
incelik yüzdesi
percent of enlargement /reduction
büyütme/küçültme oranı
percent of slope
eğim yüzdesi
Percent reduction of area
Yüzde kesit alanı daralması
percent ripple
kıpırtı oranı
percent sign
yüzde işareti
percentage
1.yüzdelik, yüzde oranı, 2.komisyon, yüzdelik
percentage
i. yuzde yuzdelik, yuzde hesabina gore oran; kisim, nispet; k.dili kar.
percentage
kısım
PERCENTAGE
KOMİSYON
percentage
nispet
PERCENTAGE
ORAN
percentage
yüzde
Percentage
yüzde yüzdelik, yüzde hesabına göre oran