Translate
"bene"
in Turkish Language
English to Turkish
Turkish to English
English
Turkish
BENEAPED
1)Kabarma alçalma nedeniyle suların en düşük olduğu zaman (neap tide) sığlığı geçemiyen gemi. 2)Dokda oturan bir geminin suların yükselmasinin az olması nedeniyle hareket edememesi.
beneath
1.altta, alta, 2.altında, altına, 3.(seviyesinin) altında, 4.(denetimi/etkisi) altında
BENEATH
ALTINA
beneath
altında
beneath
z., (edat) altina, altinda, altta; (edat) asagida, -den asagida; rutbece altinda; yakisik almaz. beneath one’s dignity -e yakismaz, yakisik almaz.
beneath ones dignity
-e yakışmaz
beneath text
metin sonu
BENEDICTION
KUTSAMA
BENEDICTION
TAKDİS
benedicite
i., (unlem) sukretme;(unlem) Hamd olsun!
benedick
i. Shakespeare’in Much Ado About Nothing,- adli oyununda kendine cok guvenip de sonunda evlenen bekar: yeni evli adam.
benedick
yeni evlenmiş erkek
benedict
i. uzun bir bekarlik devresinden sonra evlenen adam; yeni evli adam; evli adam.
benedict
uzun zamandır bekar olup yeni evlenmiş erkek
benedictine
i., s. Benediktin papazlari tarikatlnln uyesi; k.h. ilk onceleri Benediktin papazlan tarafindan yapilan bir Fransiz likoru; s. bu tarikata ait.
benediction
hayır duası
benediction
i. takdis, kilise ayinlerinin sonunda okunan takdis duasii; takdis sonunda hasil olan bereket, rahmet.
benediction
kutsama, takdis
benediction
rahmet
benediction
takdis
benediction
takdis hayırdua
BENEFACTION
BAĞIŞ
BENEFACTION
HAYIR
BENEFACTION
NİMET
benefaction
1.iyilik, yardım, bağış, ihsan, 2.sadaka, yardım, hayır
benefaction
hayır
benefaction
i. iyilik, ihsan, hayir, nimet.
benefaction
ihsan
benefaction
iyilik
benefaction
nimet
BENEFACTOR
BAĞIŞÇI
benefactor
hayır sahibi
benefactor
hayır sahibi, hayırsever
BENEFACTOR
HAYIRSEVER
benefactor
i. iyilik eden kimse; hayir sahibi; velinimet. benefactress i. hayir sahibi kadir.
benefactor
iyilik eden velinimet
benefactor
iyilikçi
BENEFACTOR
İYİLİKSEVER
benefactor
Velinimet
benefactor
yardımsever
benefactor
yardımsever, hayırsever, iyilikçi
benefactress
hayır sahibi kadın
BENEFACTRESS
HAYIRSEVER KADIN
BENEFICE
ARPALIK
BENEFICE
MAAŞLI PAPAZLIK MAKAMI
BENEFICE
TIMAR
BENEFICENCE
HAYIR
BENEFICENCE
İYİLİK
BENEFICENT
HAYIRLI
BENEFICENT
HAYIRSEVER
BENEFICENT
İYİLİKSEVER
BENEFICIAL
FAYDALI
BENEFICIAL
HAYIRLI
BENEFICIAL
KÂRLI
BENEFICIAL
KAZANÇLI
BENEFICIAL
MÜLKTEN YARARLANMA HAKKIYLA İLGİLİ (HUKUK)
BENEFICIAL
YARARLI
BENEFICIARY
HAK SAHİBİ
BENEFICIARY
Lehtar
BENEFICIARY
YARARLANAN KİMSE
BENEFIT
AVANTAJ
BENEFIT
AYRICALIK
BENEFIT
ÇIKAR
BENEFIT
FAYDA
BENEFIT
FAYDASI OLMAK
BENEFIT
HAK
BENEFIT
KÂR
BENEFIT
KAZANÇ
BENEFIT
MENFAAT
BENEFIT
YARAMAK
BENEFIT
YARAR
BENEFIT
YARARI DOKUNMAK
BENEFIT
YARARLANMAK
BENEFIT
YARDIM PARASI
benefication
zenginleştirme
Benefication of Ore
Cevher Değerlendirmesi
benefice
arpalık
benefice
i., ing. maasli papazlik makami; arpalik, timar. beneficed s. maasli makam sahibi olan; arpalik sahibi olan.
benefice
maaşlı papaz makamı
benefice
maaşlı papazlık makamı
beneficence
1. iyilik, lütuf, ihsan, 2. hayır, cömertlik
beneficence
hayır
beneficence
i. iyilik, hayir, lutuf, ihsan.
beneficence
ihsan
beneficence
iyilik
beneficence
lütuf
beneficent
hayır sahibi, iyilikçi, hayırsever
beneficent
iyilikçi
beneficent
s. iyilik eden, hayir yapan, lutufkar. beneficently z. iyilik ederek.
Beneficial
faydalı
beneficial
hayırlı
beneficial
s. hayirli; faydali, yararli. beneficial association huk. hayir cemiyeti, umumi menfaatlere hizmet eden cemiyet. beneficial enjoyment huk. malik sifatlyla kendi nam ve hesabina tasarruf. beneficially z. faydali bir sekilde. beneficialness i. faydalilik.
beneficial
yararlı
beneficial association
hayır kurumu
beneficial comment
faydalı yorum
Beneficial owner
Asıl malik
Beneficial owner
Esas sahip
beneficially
yararlı bir şekilde
beneficiary
1.(miras, kazanç, vb.) elde eden kimse, mirasçı, 2.kâr eden kimse
Beneficiary
Alacaklı
beneficiary
fayda gören
beneficiary
faydalanan kimse
beneficiary
i., sig. faydalanan kimse, mustefit sahip; maasli papazlik makami veya timar sahibi.
Beneficiary
Lehdar
Beneficiary
Lehtar
beneficiary
yararlanıcı taraf
Beneficiary of the letter of guarantee
Teminat mektubu lehtari
Beneficiary, payee
Lehdar
Beneficiated charge materials
Zenginleştirilmiş yük gereçleri
beneficiation
zenginleştirme
Beneficiation (Mineral dressing)
Cevher zenginleştirme
beneficient
muhsin
benefit
1.yarar, fayda, çıkar, kâr, kazanç, 2.avantaj, 3.işsizlik ve sağlık ödeneği, 4.yaramak, yararı olmak
benefit
çıkar
Benefit
Fayda
Benefit
Fayda, istifade, kar, menfaat
benefit
fayda, istifade, kar, menfaat, yarar
benefit
hak
benefit
i., f. fayda, kar, yarar, menfaat; menfaat icin tertiplenen eglence veya gosteri; hak, imtiyaz, yetki; f. hayir islemek, iyiligi dokunmak; istifade etmek, yararlanmak. benefit of clergy eskiden ruhban sinifina taninan dokunulmazlik imtiyazi.
benefit
imtiyaz
benefit
iyi gelmek
benefit
kar
benefit
menfaat
benefit
v.yarar sağla:n.fayda
benefit
v.yararlan:n.yarar
benefit
yarar
Benefit
Yarar, avantaj
Benefit
YARARI OLMAK
benefit
yararına olmak
benefit
yetki
Benefit (Cont)
Personel Sosyal Yardımları
benefit by
-den yararlanmak
Benefit Cost Ratio (BCR)
Fayda Maliyet Oranı
benefit from
-den yararlanmak
Benefit Obligation
Sağlanan Faydalara İlişkin Yükümlülükler
benefit of clergy
kilisenin resmi onayı
Benefit To Users
Kullanıcılara Sağlanan Faydalar
Benefit, advantage, gain
Yarar
benefit, allocation
ödenek
Benefit, benefited, benefiting
fayda vermek, fayda, kar, yarar, menfaat
Benefit, interest
Menfaat
benefit, use
yarar
benefit/cost analysis
Fayda/maliyet analizi
benefits in kind
ayni yardım
benelux
Belçika
benelux
i. Belcika, Hollanda ve Luksemburg, Benelux Devletleri.
Benet metal
Benet metali
benevolence
cömertlik
benevolence
hayırseverlik, yardımseverlik
benevolence
himmet