Translate
"cal"
in Turkish Language
English to Turkish
Turkish to English
English
Turkish
cal
(kis). California.
cal
kilokalori
calabash
(i). sukabagi; sukabagindan oyulmus su kabi.
calabash
su kabı
calabash
sukabağı
calabash tree
su kabağı
calaboose
(i)., ABD, (k).dili hapishane.
calaboose
1. cezaevi, 2. hapishane
CALABOOSE
CEZAEVİ
CALABOOSE
KÜÇÜK HAPİSHANE
calamanco
(i). daha cok 18. asirda kullanilan desenli ve parlak yunlu kumas.
calamander
(i). Seylan ve Hindistan’da bulunan ve kerestesi oymacilikta kullanilan sert bir agac, (bot). Diospyros quaesita.
Calamander
Abanoz tahtası
calamander
bir cins sert ağaç
Calamari
Kalamar
Calamaris
Kalamar
calamary
kalamar
CALAMINE
KALAMİN
CALAMITOUS
BELÂLI
CALAMITY
AFET
CALAMITY
BELÂ
CALAMITY
FELÂKET
CALAMITY
MUSİBET
CALAMITY
SEFALET
CALAMITY
YOKSULLUK
CALAMITY HOWLER
KÖTÜMSER
calamine
(i)., (min). tutya tasi. calamine lotion kalamin losyonu.
calamine
kalamin
calamine
kalamin, tutya taşı
Calamine
Tutyataşı; Kalamin
Calamine lotion
Yanık merhemi
calamitous
belalı
calamitous
felaketli, belalı
calamity
(i). bela, felaket, afet. calamitous (s). felaketli, felaket getiren, vahim, belali. calamitously (z). felaket ve bela getirerek.
calamity
bela
calamity
belâ
calamity
felaket
calamity
felâket
calamity
felaket afet
calamity
felaket, afet
calamity
vahim
Calamity Jane
zavallı kimse, gariban
calamus
(i). hintkamisi.
calamus
1. hintkamışı, 2. saz kalemi
calandria
borulu radyatör
Calandria
Buharlı ısı değiştirici
calandria
kapalı tepkime kabı
calash
(i). bir cesit hafif atli araba; aciIir kapanir araba tentesi; kadinlarin eskiden giydikleri bir cesit baslik.
calash
1. kaleska, 2. bir çeşit hafif atlı araba
calash
branda
CALASH
HAFİF GEZİNTİ ARABASI
CALASH
KALESKA
Calaverite
Kalaverit
calc now
şimdi hesapla
calc tufa
kireçli süngertaşı
Calc-alcaline rock
Kalk-alkalen kayaç
Calc-alkali rock series
Kalk alkali kayaç serisi
calcaneus
(i). (cog -nei) topuk kemigi.
calcaneus
topuk kemiği
Calcar region
Mahmuz bölgesi
calcar; spur; auricle
diken; işitme organı
calcareous
(s). kalsiyumlu, kirecli.
calcareous
1. kalkerli, kireçli, 2. kalsiyumlu
calcareous
kalkerli
Calcareous
Kalkerli; Kireçli
calcareous
kalsiyumlu
calcareous
kireçli
calcareous clay
kalkerli kil
Calcareous clay
Kalsyumlu kil; Kireçli kil
calcareous deposit
kireçli tortu
calcareous earth
kireçli toprak
calcareous marn
marnlı kalker
calcareous material
kalkerli malzeme
Calcareous rocks
Kalkerli kayaçlar
calcareous sandstone
kireçli kumtaşı
calcareous soil
kalkerli toprak
calcareous spar
kalsit
Calcedony
Kalsedon
calceolaria
(i). canta cicegi, (bot). Calceolaria.
calceolaria
çantaçiçeği
Calcerous clay
Kireçli kil, kalkerli kil
Calcerous sandstone
Kireçli kumtaşı
CALCIFY
KİREÇLENMEK
CALCINATION
YAKARAK TOZ HALİNE GETİRME VEYA GELME
CALCINE
YAKARAK TOZ HALİNE GETİRMEK
CALCIUM
KALSİYUM
Calcia
Kalsiya
Calcia-alumina system
Kalsiya-Alumina dizgesi
Calcia-alumina-silica system
Kalsiya- Alumina-silika dizgesi
calcic
(s). kalsiyumlu, kirecli.
calcic
kalsiyumlu
calcic
kalsiyumlu, kireçli
calcic
kireçli
Calcic
Kireçli; kalsiyumlu
Calciferol
D2 vitamini
calciferol
kalsiferol
calciferous
(s)., (kim). kalsiyumlu, kalsiyum hasil eden; kirecli, kirec hasil eden.
Calciferous
1) Kireçli; 2) Kalsiyumkarbonat oluşturan
calciferous
kalsiyumlu
calciferous
kireçli
calcific
kalsifiye
calcification
(i). kireclesme, kirec haline gelme; kireclenme, kalsifikasyon.
Calcification
1) Kireçleşme;2) Kireçlenme (tıp)
calcification
kalsifikasyon
Calcification
Kalsifikasyon/Kireçlenme
calcification
kireçlenme
calcification
kireçleşme
calcification
kireçleştirme
Calcified tissues
Kireçlenmiş dokular
calcify
(f). kirec haline koymak; kireclenmek; kalsiyum tuzlari ile sertlestirmek, tas haline getirmek; tas haline gelmek.
calcify
1.kireçlenmek, 2.kireçlendirmek
calcify
kireçlendir
calcify
kireçlenmek
calcimine
(i)., (f). badana; (f). badana etmek, badana yapmak, badanalamak.
Calcimine
Badana
calcimine
badanalamak
calcimine
v.badana yap:n.badana
calcinating furnace
kavurma fırını
Calcination
1) Yakma; Yanma (kireç);2) Kalsinasyon, kireçsileme
calcination
kavurarak gevrek duruma getirme
calcination
yakarak toz haline getirme veya gelme
calcination
yakma, kireçleştirme
calcine
(f). yakarak toz haline getirmek veya gelmek; kirecimsi bir hale gelmek.
Calcine
Fırınlanmış ham refrakter
calcine
kalsine et
calcine
yakarak kireçleştirmek, kalsine etmek
calcined
ayrılmış
calcined
kalsine edilmiş
calcined
sönmüş
Calcined alumina
Fırınlanmış alumina; Kalsine alumina
Calcined and sintered dolomite, crude, roughly trimmed or merely cut into rectangular or square blocks or slabs
Dolomit, kalsine edilmiş ve sinterlenmiş, ham veya kabaca tıraşlanmış veya dikdörtgen ya da kare bloklar veya kalın dilimler halinde kesilmiş
Calcined dolomite
Fırınlanmış dolomit; Kalsine dolomit
Calcined ganister
Sönmüş balçık; Kalsine balçık
Calcined gypsum
Fırınlanmış alçıtaşı
Calcined magnesite
Fırınlanmış manyezi; Kalsine manyezi
Calcined or agglomerated dolomite
Dolomit, yanmış (kalsine edilmiş) veya aglomera edilmiş
Calcined pyrite
Yanık pirit, Fırınlanmışpirit
Calcined refractory dolomite
Fırınlanmış refrakter dolomit
calciner
kireç ocağı
calcining
kavurma
Calcining
Kireçleştirme, fırınlama, kalsine etme
Calcining process
1) Yakma süreci;2) Kireçleştirme süreci
Calcinosis
Kireçlenme (tıp)
calcispongea
süngerlerin günümüze kadar gelmiş bir sınıfı
calcite
(i). kalsiyum karbonattan meydana gelen tas (mermer, tebesir, izlanda billuru).
calcite
kalsit
Calcite
Kalsit, şeffaf mermer, kalsyum karbonat
calcite
tebeşir
Calcite-Run of Mine
Kalsit - Tuvenan
Calcite-Sorted
Kalsit-Ayıklanmış