Translate
"disco"
in Turkish Language
English to Turkish
Turkish to English
English
Turkish
disco
disko
Disco process
Disco süreci
discography
(i). plak koleksiyonu, banda alinmis bilumum veya secme muzik parcalari; banda alinmis veya plak haline getirilmis muzigin duzenli bir sekilde siralanmasi.
discography
plak koleksiyonu
discoid
disk şeklinde
discoid
diskoid
discoiddiscous
(s). disk seklinde, yassi ve yuvarlak.
discolor
rengini boz
discoloration
rengini bozma
Discoloration
Rengini Yitirmek
discoloration
renk
discolored
v.rengini boz:adj.rengi bozulmuş
discolour
(f). rengini bozmak, soldurmak, lekelemek; rengini degistirmek. discolora’tion (i). rengini bozma, rengi bozulma, solma; leke.
discolour
1.rengini değiştirmek, bozmak, 2.rengi değişmek, bozulmak
discolour
leke
discolour
lekelemek
discolour
rengini boz
discolour
soldurmak
discolour
solma
discolouration
rengini bozma
discolouration
rengini değiştirme, rengi değişme, solma
Discolouration
Renk değişimi
Discolouration
Renksizlenme, renk atma,solma
discoloured
rengi bozulmuş, solmuş
discoloured
v.rengini boz:adj.rengi bozulmuş
discombobulate
altüst et
discombobulate
(f)., (A.B.D)., argo Arap saci gibi karistirmak, altust etmek.
discombobulation
altüst etme
discomfit
(f). yenmek, maglup etmek, bozguna ugratmak; sinirlendirmek, rahatsiz etmek; sasirtmak. discomfiture (i). rahatsizlik; saskinlik; bozgun, yenilgi, hezimet.
discomfit
1. şaşırtmak, bozmak, 2. yenmek, mağlup etmek, bozmak
discomfit
bozgun
discomfit
hezimet
discomfit
sinirlendirmek
discomfit
şaşkınlık
discomfit
yen
discomfit
yenilgi
discomfit
yenmek
discomfited
v.yen:adj.yenilmiş
discomfiture
bozgun, hezimet
discomfiture
rahatsızlık
discomfort
(i)., (f). rahatsizlik, huzursuzluk, sikinti, agri, keder; (f). sikinti vermek, rahatsiz etmek, uzmek, canini sikmak.
discomfort
1.rahatsızlık, 2.rahatsızlık veren şey, dert, sıkıntı
discomfort
ağrı
discomfort
huzursuzluk
discomfort
keder
discomfort
rahatsız
discomfort
rahatsız etmek
discomfort
rahatsızlık
discomfort
sıkıntı
discomfort
üzmek
discommode
(f). taciz etmek, rahatsiz etmek; zahmet vermek, kulfet yuklemek.
discommode
1. rahatsız etmek, taciz etmek, 2. zahmet vermek
discommode
rahatsız etmek
discompose
(f). duzenini bozmak, sasirtmak, sinirlendirmek; karistirmak, rahatini bozmak. discomposure (i). telas, sinirlenme.
discompose
1. düzenini bozmak, karıştırmak, 2. şaşırtmak
discompose
boz
discompose
karıştırmak
discompose
sinirlendirmek
discompose
sinirlenme
discompose
şaşırtmak
discomposed
v.boz:adj.bozulmuş
discomposure
1. rahatsızlık, kaygı, telaş, 2. telaş
discomposure
telaş
disconcert
(f). duzenini bozmak, karistirmak; sinirlendirmek; sasirtmak. disconcerted (s). duzeni bozulmus, cani sikilmis.
disconcert
altüst etmek
disconcert
endişelen
disconcert
huzurunu kaçırmak, telaşlandırmak
disconcert
karıştırmak
disconcert
sinirlendirmek
disconcerted
1. telaşlı, 2. canı sıkılmış
disconcerted
v.telaşlan:adj.rahatı bozulmuş
disconcerting
1. telaşlı, kaygılı, 2. sıkıcı
Disconcerting
endişelendirici, endişelendirme
disconcerting
n.endişelendirici:v.endişelen:prep.telaşla
disconformity
(i). duzensizlik.
disconformity
düzensizlik
disconnect
(f). baglantisini kesmek, ayirmak, cikarmak. disconnection, (ing). exion (i). baglantinin kesilmesi, ayrilma.
disconnect
ayır
disconnect
ayırmak
disconnect
ayrılma
disconnect
bağlantısını kesmek, ayırmak
disconnect
bağlantıyı kesmek
Disconnect
Devreden çıkartma
disconnect now
bağlantıyı şimdi kes
disconnect signal
bağlantıyı çözme sinyali
disconnect signal
kesilme işareti
disconnect, to
bağlantı(yı) kesmek (telefon)
Disconnected
bağlantı kesik, bağlantısız
Disconnected
Durdurma
disconnected
karışık, iyi planlanmamış, kopuk, dağınık
disconnected
v.ayır:adj.bağlantısız
disconnected
v.ayır:adj.dağınık
disconnected phase
bağlantının olmadığı evre
disconnected space
bağlantısız uzay
disconnected state
bağlantısız durum
disconnecting
ayıran, çözen
disconnecting
n.ayırma:v.ayır:prep.ayırarak
disconnecting relay
ayırma rölesi
Disconnecting switch
Ayırıcı, seksiyoner
disconnecting switch
devre kesici anahtar
Disconnecting switch
Kesme anahtarı, kesme şalteri, kapama düğmesi
disconnection
ayırma
Disconnection
Ayırma; Bağlantı kesme
Disconnection
ayrılma
disconnection
bağlantının kesilmesi, birbirinden ayrılma
disconnection
bağlantıyı kesme
disconnection delay (DCD)
kesinti süresi
disconnector
ayırıcı
disconnector
ayırıcı, seksiyoner
disconnector fuse
sigortalı ayırıcı
disconnocted set
bağlantısız küme
disconsolate
(s). teselli kabul etmez, cok kederli; acikli. disconsolately (z). kederle. disconsolateness (i). keder, teselli kabul etmez durum.
disconsolate
acıklı
disconsolate
çok üzüntülü, kederli, yıkılmış
disconsolateness
kederlilik
discontent
dargınlık
discontent
hoşnutsuzluk
discontent
memnun olmayan
discontent
(i)., (f)., (s). hosnutsuzluk, memnuniyetsizlik, darginlik; (f). memnuniyetsizlige sebep olmak; (s). memnun olmayan, hosnutsuz. discontentedly (z). hosnutsuz olarak, memnuniyetsizlikle, istemeyerek. discontentedness discontentment (i). hosnutsuzluk, memnu
discontent
memnuniyetsizlik
discontent
v.hoşnutsuzluk ver:n.hoşnutsuzluk
discontentedness
hoşnutsuzluk
discontentment
hoşnutsuzluk
discontinious
süreksiz
discontinuance
1. ara, fasıla, 2. sona erdirme, 3. vazgeçme, 4. kesilme
discontinuance
devam etmeme
discontinuance
kesilme
discontinuance
son verme
Discontinuance of action
Davanın sukutu
discontinuance of business
işi tatil etme
discontinuanceation
(i). kesilme, inkita, fasila, aralik.
discontinuanceation
aralık
discontinuanceation
fasıla
discontinuanceation
inkıta
discontinuanceation
kesilme
discontinuation
1. ara, fasıla, 2. sona erme, 3. vazgeçme, 4. aralık
discontinuation
kesilme
discontinuation
son verme
discontinue
(f). kesmek, devam etmemek, yanda birakmak, vazgecmek, tatil etmek.
discontinue
1.devam etmemek, bırakmak, durdurmak, kesmek, 2.durmak, bitmek
discontinue
devam etmemek
discontinue
durdur
discontinue
kesmek
discontinue
vazgeçmek
discontinue to utilize
faydalanmayı/ yaralanmayı/ istifade etmeyi/ kullanmayı bırakmak/ kesmek/ devam etmemek
discontinuity
(i). devamsizlik, fasila, inkita.
discontinuity
1. süreksizlik, kesiklilik, 2. devamsızlık
discontinuity
devamsızlık
discontinuity
fasıla
discontinuity
inkıta