Translate
"viol"
in Turkish Language
English to Turkish
Turkish to English
English
Turkish
viol
i., muz. eski zamanlarda keman cinsinden dort farkli boyda ve alti veya yedi telli saz, viyol.
viol
viyol
viola
i., muz. viyola. viola da gamba alti telli eski usul viyolonsel, diz viyolasi.
viola
viyola
violable
bozulabilen
violable
s. bozulmasi mumkun; tecavuz edilebilir.
violaceous
s. menekse renginde; bot. menekse familyasindan.
violate
1.bozmak, çiğnemek, uymamak, 2.saygısızlık etmek, 3.tecavüz etmek, ırzına geçmek
violate
bozmak
Violate
bozmak, ihlâl etmek, kanuna aykırı hareket etmek
violate
ihlal et
violate
ihlal etmek
violate
f. bozmak, ihlal etmek, kanuna aykiri hareket etmek; tecavuz etmek; kutsalligini bozmak, hurmetsizlik etmek; irzina tecavuz etmek. viola,tion i. ihlal; tecavuz . traffic violation trafik duzenini bozma sucu. violator i. tecavuz eden kimse.
violated
v.ihlal et:adj.ihlal edilmiş
violation
ihlal
violation of human rights
insan hakları ihlali
Violation of law
Kanun ihlali
violation of right
hak ihlali
Violation of rights, infringement of rights
Hakların ihlali
violator
ihlal eden
violence
1.şiddet, 2.zorbalık
violence
bozma
violence
cebir
violence
i. zor, cebir, siddet; tecavuz, zorlama; zorbalik; bozma; irza tecavuz. do violence to zorlamak, tahrif etmek. resort to violence siddete basvurmak, cebre muracaat etmek.
violence
şiddet
Violence
Şiddet, cebir, zor
violence
tecavüz
violence
zor
Violence
zor, şiddet
violence
zorbalık
violence
zorlama
violence against women
kadına karşı şiddet
violence and children
şiddet ve çocuklar
Violencello
Viyolonsel; Çello
violent
1.sert, şiddetli, 2.zorlu, 3.acı veren, can yakan, 4.şiddet yüzünden olan
Violent
KABA KUVVET KULLANAN, ŞİDDET
violent
kuvvetli
violent
s. sert, siddetli, zorlu, cebirli, kuvvetli; goz alan (renk); zorla yapilan; fena. violent death kaza sonucu olum, cebren olum. violently z. siddetle, vahsice.
violent
sert
Violent
sert, şiddetli, zorlu, cebirli, kuvvetli
violent
şiddetli
violent
zorlu
violent death
zor ölüm
violent disorder
şiddet karışıklığı
violent storm
kuvvetli fırtına
violent stream
kuvvetli akıntı
violescent
morumsu
violescent
s. morumsu, mora calan.
violet
1.menekşe, 2.menekşe rengi
violet
i., s. menekse, bot. Viola odorata; menekse rengi; mor boya; s. menekse renginde. violet rays mor isinlar, gokkusagindaki en kisa isinlar. shrinking violet utangac kimse.
violet
koyumor
violet
menekşe
violet
mor
violin
i. keman; kemanci. violinist i kemanci, viyolonist.
violin
keman
violin
keman, viyolon
violin
viyolonist
Violin chin rests
Keman çene yastıkları
violin lesson
keman dersi
violin section
keman bölümü
violinist
kemancı
violinist
kemancı, viyolonist
Violins
Kemanlar
violist
i. viyola calan kimse.
violoncello
i., muz. viyolonsel. violoncellist i. viyolonsel calan kimse .
violoncello
viyolonsel
Violoncellos
Viyolonsel
Violoncellos
Viyolonseller
violone
i., muz., (eski) en pes sesli buyuk keman.