Meaning of
"Birbirini"
in english language
Turkish to English
English to Turkish
Turkish
English
birbirini
one another
Birbirini
Each other
birbirini anlama
understanding
birbirini az tanımak
be on speaking terms
birbirini dışlayan
mutually exclusive
birbirini etkile
interact
birbirini etkileme, etkilesim
Interaction
BİRBİRİNİ ETKİLEMEK
INTERACT
birbirini etkileyen
interactive
BİRBİRİNİ İZLEME
ALTERNATION
birbirini izleme
alternation
BİRBİRİNİ İZLEME
SUCCESSION
BİRBİRİNİ İZLEME
CONSECUTION
BİRBİRİNİ İZLEMEK
ALTERNATE
birbirini izlemek
alternate (v)
BİRBİRİNİ İZLEYEN
SERIAL
BİRBİRİNİ İZLEYEN
ALTERNATE
birbirini izleyen
alternating
BİRBİRİNİ İZLEYEN
CONSECUTIVE
birbirini izleyen
consequent
birbirini izleyen
sequent
birbirini izleyen alanlar
alternating fields
birbirini izleyen diziler
alternating series
birbirini izleyen iki ya da daha fazla sayıda tümce ya da dizenin sonlarının tekrarı
epistrophe
birbirini izleyen, ardıl
successive
birbirini izleyen, münavebeli
alternating
Birbirini izleyen, takip eden
Sequence
BİRBİRİNİ İZLEYEREK
CONSECUTIVELY
birbirini seven iki kişinin evlendiklerini ilan etmek için, aile ve sevdikleriyle birlikte, dış ortamda yaptıkları, genellikle yasal olmayan, evlilik töreni
handfasting
BİRBİRİNİ SUÇLAMA
RECRIMINATION
birbirini suçlamak, karşılıklı atışmak, kapışmak
recriminate
birbirini takip eden bir dizi (şey)
succession of
birbirini takip eden olayların başına veya ilk evresine dönmek
rewind
birbirini takip eden, ardıl
Consecutive
birbirini takip et
ensue
birbirini takip etme, peşpeşe olma, dizi
consecution
BİRBİRİNİ TAKİP ETMEK
ALTERNATE
birbirini takip etmek, ardından gelmek
Ensue
BİRBİRİNİ TUTAN
COHERENT
BİRBİRİNİ TUTAN
CLANNISH
birbirini tutmayan, tutarsız, anlamsız, abuk sabuk
incoherent
birbirini yağlamak
backscratch
birbirinin aynı olan veya birbirine çok benzeyen iki şeyden her biri
spouse
birbirinin içine akan
interfluent
birbirinin içine giren iki tencere
double saucepan
Birbirinin maksadına aykırı
At cross purposes