Meaning of
"Kilise"
in english language
Turkish to English
English to Turkish
Turkish
English
kilise
kirk
Kilise
The church
KİLİSE
MEETING HOUSE
KİLİSE
FANE
kilise
house of god
kilise
church
kilise
clerestory
KİLİSE
PARISH
KİLİSE
FOLD
kilise müziği
plainsong
KİLİSE (İSK.)
KIRK
kilise anahtarı
church key
kilise avlusu
churchyard
kilise azası
communicant
kilise azası
churchman
KİLİSE BAHÇE MEZARLIĞI
CHURCHYARD
kilise binası
church building
KİLİSE BODRUMU
CRYPT
KİLİSE CEMAATİNDEN KİMSE
PARISHIONER
kilise cemiyetinin bir üyesi
parishioner
kilise çancısı
ringer
kilise çanı
church bell
KİLİSE GÖREVLİSİ
BEADLE
kilise görevlisinin sahip olduğu mevki veya yetki alanı
beadlery
KİLİSE HADEMESİ
SEXTON
kilise hademesi, zangoç
sexton
KİLİSE HUKUKÇUSU
CANONIST
kilise hukukçusu
canonist
kilise ile devlet arasındaki anlaşma
concordat
KİLİSE İLE İLGİLİ
CHURCH
kilise işlerinde papaza yardımcı kimse, diyakoz
deacon
kilise kanunlarıyla ilgili olma
canonicity
KİLİSE KANUNU
CANON
KİLİSE KANUNUNA GÖRE BELİRLENEN
CANONICAL
kilise kanununa göre belirlenen
canonical
KİLİSE KAYYUMU
SACRISTAN
kilise kayyumu
sacristan
KİLİSE KOROSU
CHOIR
KİLİSE KOROSU ŞEFİ
PRECENTOR
kilise kulesi
steeple
kilise kulesi, çan kulesi
steeple
KİLİSE KURALLARINA UYMA
CONFORMITY
KİLİSE MAHKEMESİ BAŞKANI RAHİP
PENITENTIARY
Kilise mahzenleri
Crypts
kilise meclisi
consistory
kilise meclisi
synod
kilise meclisi toplantısı
synod
kilise memuru
verger
kilise memuru
church officer
kilise mezarlığı
churchyard
kilise mihrabı
altar
kilise mütevellisi
churchwarden
kilise müziği
church music
kilise nikâhı
church wedding
KİLİSE NÜFUZU
CLERICALISM
kilise okulu
parochial school
KİLİSE ONURSAL GÖREVLİSİ
CHURCHWARDEN
KİLİSE OTURAĞI
PEW
kilise önündeki avlu
parvis
kilise prensip veya usullerine tam bağlılık
ecclesiasticum
kilise prensip veya usullerine uygun şekilde olma
ecclesiasticalness
KİLİSE SABAH İBADETİ
MATINS
kilise sabah ibadeti
matins
KİLİSE SIRASI
PEW
KİLİSE ÜYELERİNİN RESMİ OLMAYAN TOPLANTISI
SOCIAL
kilise yetkililerinin çıkardığı bir kanun
canon
kilisede çalışanlar ya da kiliseye yakın yaşayanlar samimiyetle/kesinlikle dindardır diye bir şey yoktur
nearer the church, the farther from god
kilisede müzik işleriyle ilgilenen görevli
precentor
kilisede oturacak sıra
Pew
KİLİSEDE PARA TOPLAMA
OFFERTORY
KİLİSEDE RAHİP VE KORONUN YERİ
CHANCEL
kilisede resmen yapılan evlilik ilanı
banns
kilisede sabahları yapılan ibadet
matins
kiliseden aforoz etmeyle ilgili
excommunicatory
kiliseler
churches
kiliselerde üzerine kutsal objelerin konduğu raf veya bölme
credenza
KİLİSELERİN EVRENSELLEŞMESİ İLE İLGİLİ
OECUMENICAL
kiliselerin evrenselleşmesi ile ilgili
oecumenical
KİLİSELERİN EVRENSELLEŞMESİ İLE İLGİLİ
ECUMENICAL
kilisenin resmi onayı
benefit of clergy
KİLİSENİN VAFTİZ BÖLÜMÜ
BAPTISTERY
KİLİSEYE AİT
ECCLESIASTICAL
kiliseye bağlı okul
parochial school
kiliseye devam eden kimse
churchman
KİLİSEYE DEVAMLI OLARAK GİDEN KİMSE
CHURCHGOER
kiliseye giden kimse
churchgoer
kiliseye karşı olan kimse
dissident
kiliseye yeni giren kimse
novice
KİLİSEYİ DEVLETTEN AYIRMA
DISESTABLISHMENT
Kiliseyi ziyaret etmek istiyorum
I’d like to visit the church