Meaning of
"Yolcu"
in english language
Turkish to English
English to Turkish
Turkish
English
yolcu
passenger
Yolcu
Passenger, traveller
YOLCU
PILGRIM
yolcu
pilgrim
YOLCU
FARE
yolcu
voyager
yolcu
traveler
YOLCU
TRAVELLER
yolcu
wayfarer
yolcu
journeyer
YOLCU ALMAK
EMBARK
yolcu arabası
passenger car
yolcu başına bir mil hesabı
passenger-mile
Yolcu bekleme durakları
Passenger shelters
yolcu bileti
passenger ticket
Yolcu Bilgi Merkezi
Travel Data Center
Yolcu bilgileri sistemleri
Passenger information system
yolcu çantası
kit bag
yolcu çantası
kitbag
yolcu çantası
gripsack
Yolcu durumunda
On a war foot
yolcu eşyası
baggage
Yolcu eşyası, bagaj
Baggage
YOLCU ETME
SENDOFF
YOLCU ETMEK
BID SMB. GODSPEED
YOLCU ETMEK
SPEED
YOLCU ETMEK
SEE
YOLCU ETMEK
SEE OFF
YOLCU ETMEK
SEND OFF
yolcu etmek, uğurlamak, geçirmek
see off
Yolcu gemileri
Cruise ships
Yolcu gemileri
Cruise vessels
Yolcu gemileri (kruvaziyer gemiler), gezi tekneleri ve insan taşımaya yönelik benzeri deniz araçları; her çeşit feribot
Cruise ships, excursion boats and similar vessels for the transport of persons
yolcu gemisi
passenger ship
YOLCU GEMİSİ
LINER
yolcu gemisi
cruise ship
Yolcu helikopteri
Helibus
Yolcu indirme/bindirme iskeleleri
Passenger walkway
yolcu isim kaydı
passenger name record
yolcu kabini
passenger cabin
Yolcu kapasitesi
passenger capacity
Yolcu koltuğu
Passenger
yolcu kompartımanı
passenger compartment
YOLCU LİSTESİ
WAYBILL
yolcu merdiveni
passenger stairs
Yolcu otobüsleri
Coaches
yolcu otobüsü
passenger coach
yolcu otobüsü
coach
Yolcu römorku
passenger trailer
yolcu salonu
passenger lounge
Yolcu salonu.
LOUNGES
Yolcu Seyahat Programı Planlama Sistemi
Traveler Itinerary Planning System
Yolcu taşıma taşıtı
passenger car transporter
Yolcu taşıtı
personnel vehicle
Yolcu taşıtları ve hafif kamyonlar
light vehicles
yolcu treni
passenger train
yolcu uçağı
passenger plane
Yolcu uçağı
Airliner
yolcu uçağı
Airliners
Yolcu vagonları
Railway carriages
YOLCU VAGONU
DAY COACH
YOLCU VAGONU
COACH
yolcu vapuru
passenger ship
yolcu ve yük taşıyan uçak
combination aircraft
Yolcu ya da yük taşıma amaçlı gemiler ve benzer tekneler
Ships and similar vessels for the transport of persons or goods
Yolcu ya da yük taşımacılığı
public or goods transportation
yolcu, seyyah gezmen
Passenger
yolcular ve yükle birlikte toplam taşıt ağırlığı
gross vehicle weight
yolcuların veya malların taşınmasına yönelik tasarlanmış her türlü araç
vehicle
yolculuğa çık
start out
yolculuğa çıkmak
set off on a journey
yolculuğa çıkmak
go on a journey
yolculuğun sonuna kadar geçerli bilet
through ticket
yolculuğun sonuna kadar olan bilet
through ticket
yolculuğunuz nasıl geçti
how was your trip
yolculuk
passage
YOLCULUK
HEADWAY
yolculuk
excursion
YOLCULUK
PEREGRINATION
YOLCULUK
VOYAGE
YOLCULUK
TRAVEL
yolculuk
trek
YOLCULUK
TRIP
yolculuk
wayfaring
yolculuk
journey
YOLCULUK
CRUISING
yolculuk (at/bisiklet/araba ile)
ride
YOLCULUK (UÇAK, GEMİ)
PASSAGE
yolculuk bekle
travel wait
yolculuk çantası, seyahat çantası, bavul
hand luggage
yolculuk et
travel along with
yolculuk et
travel by
yolculuk etme
peregrination
YOLCULUK ETMEK
ITINERATE
YOLCULUK ETMEK
PEREGRINATE
YOLCULUK ETMEK
TRAFFIC
YOLCULUK ETMEK
VOYAGE
YOLCULUK ETMEK
TRAVEL
yolculuk etmek, gitmek
ride in
yolculuk nereye?
where are you headed?
yolculuk nereye?
where are you heading?
yolculuk planı, yolculuk programı
itinerary
YOLCULUK TUTKUSU
WANDERLUST
YOLCULUK YAPMAK
Travel
YOLCULUK YİYECEKLERİ
EQUIPAGE
yolculuk, gezi, seyahat sefer, yol
Journey
yolculuk, sefer
expedition
Yolculuk, seyahat, gezi
Travel
yolculuk, seyahat, yolculuk yapmak, dolaşmak
Travel
yolculukla ilgili
itinerary
yolculukta durmak, mola vermek
stop off
yolcunun kendi isteği üzerine güzergahta yapılan değişiklikler
voluntary changes
yolcunun varış noktasına kadar taşıyıcıya emanet edilen ve söz konusu taşıyıcının onu sağ ve salimen
registered baggage
Yolcusuz taşıt ağırlığı
weight (curb)