Meaning of
"bulun"
in english language
Turkish to English
English to Turkish
Turkish
English
bulun
reside in
bulun
stay on
BULUNAN
SITUATED
bulunan oğul
swarm, stray (found)
bulunan, yerleşmiş
situated
bulunduğu makama bir daha aday olmamak
stand down
bulunduğu veya olduğu yer (bir kimsenin/bir şeyin)
whereabouts
Bulunduğu yerde
In one’stracks
bulundukları farklı tür askeri kuruluşlarda benzer görevlere sahip subaylar
opposite numbers
BULUNDURMAK
STOCK
BULUNDURMAK
CARRY
BULUNDURMAK
KEEP
BULUNDURMAK
KEEP HANDY
bulunma
existence
BULUNMA
AVAILABILITY
bulunma
presence
bulunma noktası, varlık noktası
point of presence (POP)
bulunmadığı için
For want of
bulunmadığından
for want of
BULUNMAK
STAND
BULUNMAK
RESIDE
BULUNMAK
HAVE
BULUNMAK
BE
bulunmak
be located
BULUNMAK
BE PRESENT
BULUNMAK
BE SITUATED
BULUNMAK
EXIST
bulunmak
exist
bulunmak
occur
Bulunmak
To be situated
bulunmak
present
BULUNMAK
PRESENT ONESELF
BULUNMAK (İLTİFAT)
PRESENT
bulunmak konum
situated
BULUNMAMA
ABSENCE
BULUNMAMA
FAILURE
bulunmamak
be away
BULUNMAMAK
ABSENT
BULUNMAMAK
ABSENT ONESELF
bulunması gereken yere gelmeyen kimse, devamsız
absentee
BULUNMAYAN
ABSENT
bulunmayan (kişi) (orada artık)
absent
Bulunmayan x-ışınları yansıması
Absent x-ray reflection
Bulunmayan yansıma
Absent reflection
bulunmayan, mevcut olmayan
unavailable
Bulunmayış; Yokluk
Absence
BULUNMAZ
UNOBTAINABLE
BULUNMAZ
HEAVEN-SENT
BULUNMAZ
RARE
Bulunmaz adamdır
He is a grand fellow
Bulunmaz, elde edilmez
Unobtainable
bulunmuş şey
finding
buluntu
foundling
BULUNTU ŞEY
PICKUP
buluntu şey
pickup
buluntu, sokağa terk edilen bebek
foundling
BULUNUR
ACCESSIBLE
bulunur
In season
bulunur hale getir
made available
bulunur hale getir
make available
bulunur, sağlanır
procurable
bulunurluk
availability
bulunurluk oranı
availability ratio