Meaning of
"siz"
in english language
Turkish to English
English to Turkish
Turkish
English
siz
non
siz
you
siz benim herşeyimsiniz
you’re my everything
Siz bilirsiniz
Have it your own way
siz bilirsiniz
it’s up to you
siz birbirinizi tanıyor musunuz?
do you two know each other?
siz bizi aramayın biz sizi ararız
don’t call us we’ll call you
siz bizi aramayın biz sizi ararız
don’t ring us, we’ll ring you
siz buna değersiniz
you are worth it
siz buna ofis mi diyorsunuz?
you call this an office?
siz cok güzelsiniz
you are so beautiful
siz cok güzelsiniz
you are very beautiful
siz çocuklar ne istiyorsunuz
what do you kids want
siz çok güzelsiniz
you are so beautiful
siz çok naziksiniz
you are so kind
siz çok naziksiniz
you are so polite
siz daha iyi bilirsiniz ki
as you would know better
siz daha iyisini bilirsiniz
you’re the expert
siz de
you too
siz de katılın
cruise on in
siz de kim oluyorsunuz?
who are you people?
siz de kimsiniz?
who are you people?
siz de sağ olun
you’re welcome
siz devam edin
you go on
siz devam edin ben onları oyalarım
keep going I’ll hold them off
siz diye hitap etmek
not to be on christian-name terms
siz diye hitap etmek
address somebody formally
siz düşündüğüm kişi misiniz?
are you who I think you are?
siz en iyisini bilirsiniz
you’re the doctor (dated)
siz en iyisini bilirsiniz
you’re the expert
siz evli misiniz?
are you married?
siz haklısınız
you are right
siz haklıydınız
you were right
siz hepiniz
all y’all (us/south africa)
siz hepiniz
y’all (you all)
siz hiç sıkılmaz mısın?
don’t you ever get bored?
siz için sürprizlerim var
I have surprises for you
siz ikiniz
you two
siz ikiniz birbirinizi en son ne zaman gördünüz?
when was the last time you two saw each other?
siz ikiniz gerçekten çok sevimli bir çiftsiniz
you guys make a really cute couple together
siz ikiniz nasıl tanıştınız?
how did you two meet?
siz ikiniz nerede tanışmıştınız?
where did you two meet?
siz ikiniz nereye gidiyorsunuz?
where are you two going?
siz ikiniz neyin peşindesiniz?
what are you two up to?
siz ikiniz tanışıyor musunuz?
you two know each other?
siz ikiniz tanışmıştınız değil mi?
you two have met haven’t you?
siz inanmayanlar/güvenmeyenler!
o ye of little faith
siz inanmayanlar/güvenmeyenler!
oh ye of little faith
siz iyi arkadaş mısınız?
are you good friends?
siz karar verin
(just) as you wish (uk)
siz kaşındınız
you asked for it
siz kızlar
you gals
siz kimsiniz?
who are you?
siz malzemeleri gönderin, yeter; gerisini biz hallederiz
give us the tools, and we will finish the job
siz nasıl arzu ederseniz
(just) as you wish (uk)
siz nasıl isterseniz
(just) as you wish (uk)
siz ne işle ilgileniyorsunuz?
what do you do?
Siz ne önerirsiniz?
What do you recommend?
siz neden işinize bakmıyorsunuz?
why don’t you mind your own business?
siz nerelisiniz?
where are you from?
siz neye bakıyorsunuz?
what are you looking at?
siz olduğunuzu biliyoruz
we know it’s you
siz olmasaydınız
if it weren’t for you
siz olsanız
if you had your druthers
siz orada çok şanslısınız
you are very lucky there
siz osunuz sanırım (19. yüzyıl’da afrika’da kaybolan iskoç kaşif david livingstone’u bulan h.m. stanley’in kayıp kaşifi ilk gördüğünde ağzından çıkan sözlere ithafen)
doctor livingstone, I presume?
siz osunuz, değil mi? (19. yüzyıl’da afrika’da kaybolan iskoç kaşif david livingstone’u bulan h.m. stanley’in kayıp kaşifi ilk gördüğünde ağzından çıkan sözlere ithafen)
doctor livingstone, I presume?
siz sıkılmaz mısınız?
don’t you ever get bored?
siz siz olun
be careful on
siz siz olun
don’t ever (do something)
siz siz olun
never (do something)
siz sormayınca ben de söylemedim
you didn’t ask so I didn’t tell
siz tanışıyor musunuz
have you two met before?
siz tanışıyor musunuz
do you know each other
siz tanışıyor muydunuz
do you know each other
siz tanışıyor muydunuz?
have you two met before?
siz yerine sen deme
tuism
siz/sen giderken ben dönüyordum
it’s not (one’s) first rodeo
siz/sen/o giderken ben geliyordum
(have done) more (something) than (one) has had hot dinners
siz/sen/o giderken ben/biz geliyordum/geliyorduk
have (done/seen/had) more something than somebody has had hot dinners
siz/sen/o giderken biz geliyorduk
(have done) more (something) than (one) has had hot dinners
sizce bir sakıncası var mı
Do you mind
sizce bir sakıncası var mı
Would you mind
Sizce bir sakıncası yoksa
If you don’t mind
sizce ne zaman uygunsa
at your convenience
sizde var mı?
do you have?
Sizden bahsediyorduk
We were speaking of you
sizden bir iyilik istiyorum
i’m asking you a favor
sizden bir tek şey istiyorum
i want one thing from you
sizden çok hoşlandım
i like you so much
sizden hoşlandım
i like you
Size açıkça söylüyorum
I tell you straight
size bir soru sormak istiyorum
i want to ask you a question
size bir şey göstermek istiyorum
i want to show you something
size bir şey sorabilir miyim?
can i ask you something?
size böyle hitap edebilir miyim?
do you mind if I call you?
size çok güzel olduğunuzu söyleyen oldu mu hiç?
did anyone ever tell you’re so beautiful?
size daha fazla yardımcı olmak isterdim
i wish i could be of more help to you
size göre değil
not your cup of tea
size güvenebilir miyim
may i count on you
size katılabilir miyim?
do you care if I join you?
size katılabilir miyim?
do you care if i join you?
size katılabilir miyim?
do you mind if I join you?
size katılabilir miyim?
mind if i join you
size katılabilir miyim?
could I join you?
size katılabilir miyim?
could i join you?
size kendimi ve ailemi tanıtmak istiyorum
i want to introduce me and my family to you
Size minnettarım
I’m much obliged to you
size nasıl yardım edebilirim
how can i help you
size nasıl yardımcı olabilirim
how can i help you
size ne kadar teşekkür etsek azdır
thank so very much
size ne kadar teşekkür etsek azdır
thank you very much
size ne kadar teşekkür etsem azdır
I can’t thank you enough
size ne kadar teşekkür etsem azdır
I don’t know how to thank you enough
size saygım sonsuz ancak
with all due respect
size telefon var
there is a call for you
size teşekkür etmek isterim
I want to thank you
size türkiye’den yazıyorum
I’m writing to you from turkey
size uyar değil mi?
are you with this?
Size yardım edebilir miyim ?
Can I help you?
size yardım edebilir miyim?
may I help you?
size yardım edebilir miyim?
can I help you?
size yardım edebilir miyim?
can i help you?
size yardım edebilir miyim?
could I help you?
size yardımcı olabileceğim başka bir şey var mı?
anything else can I do for you?
size/sana ne kadar teşekkür etsem az
can’t thank you enough
size/sana ne kadar teşekkür etsem az
I can’t thank you enough
sizi anlayamıyorum
I can’t understand you
sizi aramamda bir sakınca var mı?
could I call you?
sizi arasın mı?
could I have call you?
sizi aratayım mı?
can I have (one) call you?
sizi aratayım mı?
could I have call you?
sizi aratayım mı?
could I have someone call you?
sizi arayabilir miyim?
could I call you?
sizi arayacağız
we will call you
Sizi arıyorlar
A call for you
sizi asla unutmayacağım
I will never forget you
sizi başka biri sandım
I thought you were someone else
sizi bekletmek istemem
I don’t want to make you wait
sizi bekletmek istemezdim
I didn’t mean to make you wait
sizi bekletmek istemezdim
I don’t want to make you wait
sizi beklettiğim için özür dilerim
I’m sorry to keep you waiting
sizi bekliyoruz
we are waiting for you
sizi ben eklemedim
I did not add you
sizi bırakayım mı diye sordu
he asked me if we needed a ride
sizi bilgilendirmeye devam edeceğiz
we will keep you informed
sizi bilmem ama
I don’t know about you but
sizi biraz bekletebilir miyim (, lütfen)?
can you hold(, please)?
sizi birisiyle tanıştırmak istiyorum
i would like to introduce you to someone
sizi birisiyle tanıştırmak istiyorum
i would like you to meet someone