Meaning of
"izin ver"
in english language
Turkish to English
English to Turkish
Turkish
English
izin ver
allow
izin ver
allow to
izin ver
allow to be
izin ver
let
izin ver
made allowances for
izin ver
make allowances for
izin veren
permissive
izin verilebilir
allowable
İZİN VERİLEBİLİR
PERMISSIBLE
izin verilebilir
permissable
izin verilebilir
permissible
izin verilebilir değer
allowable value
izin verilebilir en yüksek sıcaklık artışı
maximum permissible temperature rise
İzin verilebilir gürültü düzeyi
Permissible noise level
İzin verilebilir maksimum basınç
Maximum working pressure
İzin verilebilir maksimum gerilme
Maximum permissible stress
İzin verilebilir maksimum sıcaklık farkı
Maximum permissible temperature differentials
İzin verilebilir pozisyon sapması
Position tolerance
izin verilebilir taşıma gücü
allowable bearing capacity
İzin verilebilir yük
Permissible load
İzin verilebilir yük, güvenli yük
Safe load
izin verilen
allowable
izin verilen
permissible
izin verilen bagaj miktarında ağırlığın değil ebat ve sayının esas alındığı havayolu bagaj sistemi
piece concept
izin verilen en yüksek basınç
maximum permissible pressure
izin verilen en yüksek doz
maximum permissible dose
izin verilen tanımlı değer
defined allowable value
İzin verilmesi
To grant a permission
izin verilmiş
permitted
İzin verilmiş sermaye, kayıtlı sermaye
Authorised capital
izin verirseniz ben kalmak istiyorum
if you don’t mind i wish to stay
izin verirseniz ne demek istediğimi açıklayayım
let me explain what i mean
izin verme
disallow
İZİN VERMEK
ALLOW
İZİN VERMEK
EXCUSE
İZİN VERMEK
PERMIT
İZİN VERMEK
PERMIT OF
izin vermek
permit
İZİN VERMEK
LET
İZİN VERMEK
LICENCE
İZİN VERMEK
LICENSE
İZİN VERMEK
SUFFER
İZİN VERMEK
CONSENT
İZİN VERMEK
GIVE SMB. NOTICE
İZİN VERMEK
GIVE SMB. THE GREEN LIGHT
İZİN VERMEK
SANCTION
İZİN VERMEK
WARRANT
İZİN VERMEK
AUTHORISE
İZİN VERMEK
AUTHORIZE
izin vermek
authorize
İZİN VERMEK
EMPOWER
İZİN VERMEK
ENABLE
İZİN VERMEK
INDULGE
izin vermek, müsaade etmek
Let
izin vermek, müsaade etmek, ruhsat vermek
Permitted
izin vermek, onaylamak, bırakmak
say the word
izin vermeli arama
permissive dialing
İZİN VERMEME
DISALLOWANCE
İZİN VERMEMEK
NOT TO LET
İZİN VERMEMEK
DISALLOW
İZİN VERMEMEK
REFUSE