Translate
"FORT"
in Turkish Language
English to Turkish
Turkish to English
English
Turkish
fort
(i). kale, hisar; istihkam. hold the fort savunmak, mudafaa etmek; isi devam ettirmek, yurutmek.
fort
hisar
fort
istihkam
FORT
KALE
fort
yürütmek
fortalice
(i)., (ask). kucuk istihkam.
forte
(i). bir kimsenin asil huneri ve baslica sifati.
forte
(z)., (s)., (muz). kuvvetle, cok sesle; (s). kuvvetli.
forte
başlıca sıfat
forte
bir kişinin en iyi yaptığı şey
forte
birinin en iyi yaptığı iş
FORTE
KİŞİNİN EN GÜÇLÜ TARAFI
FORTE
KUVETLE
forte
kuvvetli
forte piano
önce kuvvetli sonra yavaş
forth
(z). ileri, disari, disariya dogru. and so forth ve saire, ve baskalari. back and forth ileri geri. bring forth dogurmak; meydana getirmek, hasil etmek, cikarmak. from this time forth bundan boyle, bundan sonra.
forth
1.ileri, 2.dışarı
FORTH
BAŞKA
FORTH
DIŞARI
FORTH
DİĞER
forth
ileri
forth
ileri dışarı açığa sonra
FORTHCOMING
AÇIK SÖZLÜ
FORTHCOMING
CANA YAKIN
FORTHCOMING
ÇIKACAK OLAN
FORTHCOMING
DOST
FORTHCOMING
GELECEK
FORTHCOMING
HAZIR
FORTHCOMING
KONUŞKAN
FORTHCOMING
ÖNÜMÜZDEKİ
FORTHCOMING
YAKLAŞAN
forthcoming
(s)., (i). yakinda cikacak, gelecek; hazir, mevcut; (i). gelis, varis.
forthcoming
1.gelecek, gelecekte olacak, ileriki, gelecekteki çıkacak, 2.hazır, sağlanmış, 3.candan, arkadaşça, yardımsever, yardıma hazır
forthcoming
gelecek
forthcoming
geliş
forthcoming
hazır
forthcoming
mevcut
forthcoming
varış
forthcomingness
olmak üzere oluş
Forthe first time
ilk kez
Forthe first time
ilk kez olarak
Forthe further of
Kolaylaştırmak için
Forthe hell of it
eğlence için
Forthe hell of it
Heyecan
Forthe life
Bütün yaşamı boyunca
Forthe life
hayat boyunca
Forthe love of
Aşkına, hatırı için
Forthe moment
Şimdilik
Forthe present
hemen şimdi
Forthe present
Şimdilik
Forthe present
şu anda
FORTHRIGHT
AÇIK
FORTHRIGHT
DOBRA DOBRA
FORTHRIGHT
İÇTEN
FORTHRIGHT
SAMİMİ
forthright
(s)., (z). dogru, acik; icten, samimi; (z). dogru; hemen, derhal.
forthright
açık
forthright
açık, candan, samimi, dobra dobra
forthright
DOĞRU
forthright
hemen
forthright
içten
forthrightness
doğruluk
FORTHWITH
DERHAL
FORTHWITH
HEMEN
forthwith
(z). hemen, derhal.
forthwith
bir an önce
forthwith
derhal
forthwith
derhal hemen
forthwith
hemen
forthwith
hemen, derhal, gecikmeden, bir an önce
Forthwith, at once, immediately, thereupon, promptly
Derhal
FORTIES,ROARING
Kuzey ve güney 40-49 derece enlemleri arasındaki fırtınalı gök gürültülü kuşak.
FORTIFICATION
ESAS
FORTIFICATION
GÜÇLENDİRME
FORTIFICATION
İSTİHKÂM
FORTIFICATION
KUVVETLENDİRME
FORTIFICATION
TAKVİYE
FORTIFICATION
TEMEL
FORTIFIER
ALKOL
FORTIFIER
TAKVİYE
FORTIFY
ALKOLLE KUVVETLENDİRMEK
FORTIFY
CANLANDIRMAK
FORTIFY
DESTEKLEMEK
FORTIFY
KUVVETLENDİRMEK
FORTIFY
TAKVİYE ETMEK
FORTISSIMO
ÇOK HIZLI
FORTITUDE
CESARET
FORTITUDE
DAYANIKLILIK
FORTITUDE
METANET
FORTITUDE
TAHAMMÜL
fortieth
(s)., (i). kirkinci; (i). kirkta bir.
fortieth
kırkıncı
fortifiable
sağlamlaştırılabilir
fortification
(i). istihkam; kuvvetlendirme, tahkim etme; istihkam yapma.
fortification
1.güçlendirme, berkitme, sağlamlaştırma, tahkim, takviye, 2.istihkam
fortification
istihkam yapma
fortification
kuvvetlendirme
fortification
sağlamlaştırma kuvvetlendirme
fortification
Tahkimat
Fortification
Zenginleştirme, Güçlendirme
Fortification material
Tahkimat malzemesi
Fortified
Takviye edilerek kuvvetlendirilmiş içki
fortified
v.kuvvetlendir:adj.kuvvetlendirilmiş
fortified wine
alkolle kuvvetlendirilmiş şarap
Fortified Wine
Çerez (Güçlendirilmiş) Şarap
fortify
(f). istihkam haline getirmek; takviye etmek, kuvvetlendirmek, saglamlastirmak, teyit etmek; alkol ilave ederek kuvvetlendirmek.
fortify
güçlendirmek, berkitmek
fortify
kuvvetlendir
fortify
kuvvetlendirmek
fortify
sağlamlaştırmak
fortissimo
(s). (z)., (muz). cok kuvvetli; (z). kuvvetli sesle.
fortissimo
1. çok kuvvetli, 2. çok hızlı
fortissimo
çok kuvvetli
fortitude
(i). metanet sebat, tahammul. fortitudinous (s). metanetli, cesur, tahammullu, dayanikli.
fortitude
cesur
fortitude
dayanıklı
fortitude
dayanıklılık, yüreklilik, metanet, cesaret, sabır
fortitude
sebat
FORTNIGHT
İKİ HAFTA
FORTNIGHTLY
İKİ HAFTADA BİR
FORTNIGHTLY
İKİ HAFTADA BİR ÇIKAN DERGİ
FORTNIGHTLY
ONBEŞ GÜNDE BİR
fortnight
(i). iki hafta, on bes gun.
fortnight
iki hafta
Fortnight
İKİ HAFTA, ONDÖRT GÜN
fortnightly
(s)., (z). on bes gunde bir, iki haftada bir.
fortnightly
iki haftada bir
fortran
fortran
fortran program
fortran programı
fortress
(i). istihkam kale, hisar.
fortress
büyük hisar
fortress
büyük kale
fortress
büyük kale, istihkam
fortress
hisar
fortress
istihkam
FORTRESS
KALE
FORTUITOUS
GEÇİCİ
FORTUITOUS
RASTLANTI SONUCU
FORTUITOUS
TESADÜFİ
FORTUITOUSLY
RASTLANTI ESERİ
FORTUITOUSLY
TESADÜFEN
FORTUITY
RASTLANTI
FORTUITY
TESADÜF
fortuitism
(i)., (fels). evrimin dogal kanunlarin rastlantili sonucu olduguna inanis.
fortuitous
(s). bir rastlanti sonucu vaki olan, tesadufi. fortuitously (z). tesadufen, kazara. fortuitousness, fortuity (i). tesaduf, rastlanti.
fortuitous
rastlantı
fortuitous
rastlantısal, şans eseri olan, kazara, tesadüfi
fortuitous
tesadüfi
fortuitously
tesadüfen
fortuitousness
tesadüf