Translate
"H"
in Turkish Language
English to Turkish
Turkish to English
English
Turkish
h
(kis.) hydrogen, (elek.) Henry; (fiz.) manyetik alanin kuvveti; toplu isi; argo eroin.
h , h
(i.) Ingiliz alfabesinin sekizinci harfi (Honor, hour herb ve diger bazi kelimelerin basinda ve herhangi bir kelime veya hecenin sonunda telaffuz edilmez. Bazi sessiz harflerden sonra gelince baska , sekillerde telaffuz edilir.)
h , h
(kis.) harbor, hard, height, hence, high, (muz.) horns, hour(s), hundred, husband.
h bomb
hidrojen bombası
h network
h şebekesi
h p
beygir gücü
h plane
h düzlemi
h plane bend
h düzlemi dirseği
h radar
h radar
h.h
(kis). His veya Her Highness: His Holiness.
ha
ha!, vay!, oh!, ya!
ha ha
hendek
ha’penny
(bak.) halfpenny .
hab or nab (dialect)
ne yapıp edip
habanera
(i.) Kuba’da yapilan bir dans; bu dansa gore muzik.
Habeas corpus
İhzar emri
habeas corpus
ihzar emri, ihzar müzekkeresi
habeascorpus
(huk.) ihzar emri.
Haber process
Haber süreci
Haber-Bosh process
Haber-Bosh işlemi/prosesi
haberdasher
(i.), ABD erkek giyimi satan magaza; (ing.) tuhafiyeci. haberdashery (i.) sapka dukkani; (ing.) tuhafiye esyasi veya dukkani.
haberdasher
1.tuhafiyeci, terzilik malzemeleri satan kimse, 2.erkek giyimi satan kimse
haberdasher
çerçi
haberdasher
erkek giyimi satan mağaza
haberdasher
erkek mağazası
HABERDASHER
TUHAFİYECİ
haberdashery
erkek giyim eşyası
Haberdashery
Erkek giyimi
HABERDASHERY
TUHAFİYE
haberdashery
tuhafiye dükkanı
haberdashery
tuhafiye, tuhafiye dükkânı
habergeon
(i.) zirh yelegi.
Habergeon
Zırh yeleği
HABIT
ADET
HABIT
ALIŞKANLIK
HABIT
BAĞIMLILIK
HABIT
ELBİSE
HABIT
HUY
HABIT
KAFA YAPISI
HABIT
KIYAFET
HABIT
YAPI
HABIT OF BODY
BÜNYE
HABIT OF BODY
YAPI
HABIT OF MIND
RUH HALİ
HABIT OF MIND
RUHSAL DURUM
HABITABLE
OTURULABİLİR
HABITANT
İKAMET EDEN KİMSE
HABITANT
SAKİN
HABITANT
YERLİ
HABITAT
DOĞAL ORTAM
HABITAT
VATAN
HABITAT
YETİŞME ORTAMI
HABITATION
EV
HABITATION
İKAMET
HABITATION
KONUT
HABITATION
OTURMA
HABITATION
YERLEŞME
HABITUAL
ALIŞILAGELMİŞ
HABITUAL
ALIŞILMIŞ
HABITUAL
BAĞIMLI
HABITUAL
GEDİKLİ
HABITUAL
SÜREKLİ
HABITUAL DRINKER
ALKOLİK
HABITUAL DRINKER
İÇKİCİ
HABITUAL DRUNKARD
AYYAŞ
HABITUAL DRUNKARD
İÇKİCİ
HABITUATE
ALIŞTIRMAK
HABITUATE
SIK SIK GİTMEK
HABITUDE
ALIŞKANLIK
HABITUE
DEVAMLI MÜŞTERİ
HABITUE
GEDİKLİ
HABITUE
MÜDAVİM
habiliment
(i.), (gen.) , (cog.) elbise, kiyafet, kilik.
habiliment
elbise, kıyafet
habiliment
kılık
habiliment
kıyafet
habilitate
gerekli niteliklere sahip olmak
habit
(f.) giydirmek. habited in giymis.
habit
1.alışkanlık, 2.(rahip ve rahibeler için) özel kılık
habit
adet
habit
adet alışkanlık
Habit
adet, alışkı, alışkanlık, itiyat, tabiat, huy
habit
alışkanlık
habit
alışkı
habit
düşkünlük
habit
elbise
habit
huy
habit
itiyat
habit
kafa
habit
kılık
habit
kıyafet
habit
tabiat
habit
tıynet
habit
yaradılış
Habit plane
Alışkı düzlemi (örütbilim)
habit spasm
tik
habit; habitus; habitude
alışkanlık
habitability
oturulabilirlik, yaşanabilirlik
habitable
(s.) oturulabilir, ikamete elverisli habitabil’ity, hab’itableness (i.) oturulacak halde olma .
Habitable
Oturmaya elverişli
habitable
oturmaya elverişli, oturulabilir, ikamet edilebilir
habitable
oturulur
habitant
(i.) (bir yerde) ikamet eden kimse.
habitant
sakin
habitat
(i.) bir hayvan veya bitkinin yetistigi yer; herhangi bir seyin dogal yeri .
habitat
bir hayvan ya da bitkinin yetiştiği doğal ortam
habitat
hayvan veya bitkinin yetiştiği doğal ortam
habitat
yetişme ortamı
habitat
yurt
Habitat protection
Doğal yaşam ortamını koruma
habitation
(i.) ikamet, oturma; mesken, ev.
habitation
1.oturma, ikamet, 2.ev, konut, oturacak yer
habitation
ev
habitation
ikamet
habitation
mesken
habitation
oturma
habitual
(s.) alisilmis, mutat, itiyat edinilmis; daimi. habitually (z.) alisildigi sekilde, adet uzere. habitualness (i.) aliskanlik, adet, mutat olus.
habitual
1.alışılagelmiş, alışılmış, adet haline gelmiş, 2.her zamanki, 3.bir şeyi alışkanlık haline getirmiş, alışmış
habitual
âdet
habitual
alışılmış
habitual
mutat
habitual abortion
habitüel abortus
habitual criminal
alışılmış suçlu
habitual liar
iflah olmaz yalancı
habitual obligation
sık sık yerine getirilen zorunluluk
habitually
daimi olarak
habituate
(f.) alistirmak, aliskanlik haline getirmek, itiyat kespettirmek. habitua’tion (i.) itiyat, aliskanlik.
habituate
alışkanlık
habituate
alıştır
habituate
alıştırmak
habituated to
alışmış ol
habituation
1. alıştırma, 2. itiyat, alışkanlık
habituation
alışkanlık
habitude
(i.) adet, itiyat, aliskanlik.
habitude
âdet
habitude
âdet, itiyat, alışkanlık
habitude
alışkanlık
habitude
itiyat
habitue
(i.) mudavim, daimi ziyaretci.
habitue
1. müdavim, 2. daimi ziyaretçi
habitue
gedikli
habitue
müdavim
habnab (dialect)
ne yapıp edip
HACCP
Tehlike Değerlendirmesi ve Etkin Denetim Noktaları (TDEDN)
HACCP Principles
Tehlike Degerlendirmesi ve Etkin Denetim Noktaları İlkeleri
hachure
(i.), (f.), (guz. san.), resimde goIge cizgileri; haritalarda dag yamaclarini gosteren ince cizgi, tarama cizgi; (f.) tarama cizgilerle gostermek.
hachure
gölge hatları
HACHURE
TARAMA
Hachure
Tarama (çizgileri)
hachure
tarama çizgi