Translate
"si"
in Turkish Language
English to Turkish
Turkish to English
English
Turkish
si
i., muz. si notasi, gamin yedinci notasi (bu notaya ti de denilir).
si
si
si (systeme international)
metrik sistem
si post fata venit gloria, non propero
eğer şöhret ölümden sonra gelecekse hiç acelem yok
sial
siyal
sialaden
tükürük bezi
sialadenitis
sialadenit
sialogogue
i., tib. salya akitici ilac veya madde.
Sialons
Sialonlar(seramik)
Siamese
1. Siyamlı, Siyamca, 2. Siyam halkı
siamese
s., i. (cog. Siamese) Siyamli; Siyam diline ait; i. Siyam halki veya dili. Siamese cat Siyam kedisi. Siamese twins yapisik dogan ikizler.
siamese
siyamlı
siamese cat
siyam kedisi
siamese twin
siyamlı ikiz
siberia
i. Sibirya.
siberia
sibirya
sibilance
ıslık sesi
sibilant
ıslıklı
sibilant
ıslıklı, ıslıklı ünsüz
sibilant
s., i. islikli, islik gibi ses cikaran; i. isliga benzer ses veren harf (s., z., s., j. gibi). sibilation i. islik sesi: islik calar gibi soyleme.
sibilant
sibilan
sibilant rale
sibilan ral
sibilate
1. ıslık gibi ses çıkaran, 2. ıslık gibi ses çıkarmak
sibilating
ıslık gibi ses çıkarma
sibilation
ıslık sesi
sibling
i. kardes.
sibling
kardeş
sibling element
kardeş öğe
sibling nodes
kardeş düğümler
sibyl
büyücü kadın
sibyl
falcı kadın
sibyl
i. eski zamanda kadin kahin, falci kadin. sibylline s. kahineye ait; kehanet veya fala ait: sakli, gizli. Sibylline Books eski Roma tarihinde meshur olan kehanet kitaplari.
sibyl
kadın bilici, kahin
sibyl
kahin kadın
sibylline
kehanet
sibylline
kehanetle ilgili
sic
böyle metinde aynen
sic
metinde aynen
sic
z. boyle (aktarilan parcadan sonra aynen alinmistir’, anlaminda kullanilir). sic passim her yerde boyle. Sic semperty rannis Gaddarlara her vakit boyle yapilsin. Sic transit gloria mundi Dunya izzet ve serefi boyle fanidir.
siccative
kurutucu
siccative
kurutucu, sikatif
siccative
s, i. kurutucu; i. kurutucu madde .
sicilia
sicilya
sicilian
sicilyalı
sicilian pizza
sicilya pizası
sicily
i. Sicilya Sicilian s., i. Sicilyali.
sicily
sicilya
sick
1.hasta, 2.bulantılı, midesi bulanmış, kusacağı gelmiş, 3.(of ile) bıkmış, bezmiş, 4.iğrenç, hasta edici, mide bulandırıcı
sick
bezgin
sick
bozuk
sick
hasta
sick
hasta bıkkın
sick
hastalıklı
sick
keyifsiz
sick
mariz
sick , sic
f. saldirmak (kopek); gen. on ile saldirtmak, kiskirtmak (kopek). Sick’em ! Firla, haydi !
sick abed
yatalak hasta
sick and tired of
illallah demek
Sick bay
Revir
Sick call
Vizite çağrısı
sick headache
yarım baş ağrısı, migren
sick leave
hastalık izni
sick of
den bıkmış
sick pay
hastalık parası
sick person
hasta
sick room
hasta odası
sick to death of
canına tak demek
sick to death of
-den bıkmış, bezmiş
sick to death of
illallah demek
sickabed
i. yatalak hasta.
Sick-abed
Yatalak
sickbay
gemi reviri
sickbay
i., den. gemi reviri.
Sickbed
Hasta yatağı
sickbed
i. hasta yatagi.
sicken
1.iğrendirmek, midesini bulandırmak, 2.(herhangi bir hastalık) belirtileri göstermek, hasta olmak
sicken
f. hastalanmak; hasta etmek, biktirip vaz gecirmek, tiksindirmek.
sicken
hastalan
sicken
hastalanmak
sicken
tiksindirmek
sicken of
illallah demek
Sickened
’’ hastalanmak
sickener
hastalık verici
sickener
iğrenç şey
sickening
iğrenç
sickening
mide bulandırıcı, tiksindirici
sickening
n.iğrenç:v.hastalan:prep.hastalandırarak
sickening
s. hastalik getiren; tiksindirici, igrenc; kusturucu. sickeningly z. tiksindirici surette.
Sickening
Sayrılatan; hastalandıran
sickening
tiksindirici
sickish
rahatsız
sickish
s. hasta gibi, rahatsiz; rahatsiz edici, gonul bulandirici. sickishly z. bulanti hissederek. sickishness i. bulanti hissetme, hastalanir gibi olma.
sickle
i., f. orak; f. orakla bicmek.
sickle
orak
Sickle cell
Orak göze (tıp)
sickle cell
orak hücre
Sickle cell anemia
Orak gözeli kansızlık(tıp)
sickle cell anemia
orak hücreli anemi
Sicklemia (Sickle cell anemia)
Orak gözelilik (tıp)
Sickles
Oraklar
sickliness
1. hastalıklı olma, 2. güçsüzlük, 3. kusma
sickling
oraklaşma
sickly
1.hastalıklı, 2.hastalık yapan, 3.zayıf, soluk, 4.mide bulandırıcı
sickly
hastalıklı
sickly
s. hastaca, daima keyifsiz, hastalikli, hasta mizacli; hastalik getiren; gonul bulandirici; marazi, tiksindirici, hasta yuzlu. sickliness i. hastalikli hal.
sickly
tiksindirici
Sickness
1) Sayrılık; hastalık 2) Mide bulantısı; kusma
sickness
1.hastalık, 2.bulantı, kusma
sickness
hastalık
sickness
i. hastalik; mide bulantisi, kusma.
sickness
kusma
sickness
mide bulantısı
sickness insurance, health insurance
hastalık sigortası
sickness status
hastalık hali
sickout
grevde toplu olarak işçilerin protesto için hastalık izni alması
Sickroom
Hasta odası
sickroom
i. hasta odasi.
Side
, yan
Side
1) Yan 2) Yön 3) Kenar; kıyı 4) Etek;yamaç (dağ)
Side
1.KENAR,YAN,TARAF SIDEEFFECT-YAN ETKİ 2.TARAF TUTMAK
side
1.yan, yan taraf, 2.kenar, 3.yüz, taraf, 4.bölüm, taraf, kısım, 5.yön, 6.taraf, 7.(with/against ile) tarafını tutmak
side
ayrıca
side
cihet
Side
Destek
side
desteklemek
side
f., gen. with ile taraf tutmak, desteklemek.
side
fırka
side
ikincil
side
kenar
side
taraf
side
taraf tutmak
side
yan
side
yan taraf
side
yan taraf kenar
Side and face cutter
Diskli freze
side arms
hafif silahlar
side band
yan kuşak
side band characteristic
yan bant karakteristiği
side band modulation
yan bant modülasyonu
side band transmission
yan bant iletimi
Side blown converter
Yandan üflemeli dönüştürgeç,yandan üflemeli konvertör
side board
büfe
side bump truck
Yana devirme kasalı kamyon
side by side
kenar kenara
side by side
yan yana
Side by side with
ile beraber
Side by side with
Yanında
side can sonar
yan taraf sonarı
Side cars for motorcycles; cycles with auxiliary motors other than reciprocating internal combustion piston engine
Motosiklet yanına takılan, oturmaya elverişli sepetler; içten yanmalı ileri geri hareketli pistonlu motorların dışında yardımcı motoru olan bisikletler
Side casing
Yan kapaklar