Meaning of
"İ"
in english language
Turkish to English
English to Turkish
Turkish
English
İşbu anlaşmayı imzalamaya karar vermiştir.
…. Have decided to conclude this agreement
ingilizce seni seviyorum demenin yollarından biri
143
ikiboyutlu yer belirleme
2D localization
İki saatlik sınırlama
2-hour limits
İzopropil kökü
2OIsopropyl radical
ikinci dünya savaşı ile soğuk savaş arasındaki dönemde doğmuş kimse
a baby boomer (us)
insan yaşamını ileri götüreceği düşünülen fakat genellikle yeni problemlere yol açan değişen/yeni dünya/toplum düzeni
a brave new world
iyi taraf
a bright spot
iki zıt anlamdaki sözcüğün bir araya gelerek farklı anlama gelen bir sözcük oluşturması
a conflict in terms
iki zıt anlamdaki sözcüğün bir araya gelip oluşturdukları sözcük
a conflict in terms
ideal ama gerçekçi olmayan talimat ya da tavsiye
a counsel of perfection
iki yüzlü birine dost diye güvenmek, birinin düşman olduğunu açıkça bilmekten daha kötüdür
a false friend is worse than an open enemy
iki çift laf
a few words
iki çift söz
a few words
iyi bir örnek
a good example
insan duyduğunu/söyleneni değil gördüğünü yapar
a good example is the best sermon
iyi dost/arkadaş
a good fellow
iyi bir kız
a good girl
iyi bir haber
a good news
iyi geceler öpücüğü
a good night kiss
iyi geceler öpücüğü
a good night’s sleep
in ustası
a good number of
iyi bir sebep
a good reason
iyi bir bilim adamı
a good scientist
iyi bir espri anlayışı
a good sense of humour
iyi bir eş
a good spouse
iyi bir yolculuk
a good trip
iyilik, yardım
a good turn
İÇİNE DOĞMA
A HUNCH
insan kalabalığı
a large crowd of faces
içine hava karıştırmak, gaz haline getirmek
aerify
içten
affable
içten, cana yakın, sokulgan
affable
İLİŞKİ
AFFAIR
İŞ
AFFAIR
İLİŞKİ
AFFAIRE
ilişki
affair
ince iş
affair
ince iş (aşk)
affair
is
affair
İş
Affair
iş, mesele, hadise
affair
İş
Affair, work, business, job, act, action
içeri ileten
afferent
İNANÇ
AFFIANCE
İLGİ
AFFINITY
İLİŞKİ
AFFINITY
İDDİA ETMEK
AFFIRM
İLERİ SÜRMEK
AFFIRM
İLİŞTİRMEK
AFFIX
ile ilişki kurmak
affiliate oneself with
ilişki
affiliation
İlgin (mat)
Affine
İlgin konaç dizgesi (mat)
Affine coordinate system
İlgin bozun(dur)um, ilgin deformasyon
Affine deformation
İlgin işlev
Affine function
ilgin özellikler
affine properties
ilgi
affinity
iddia etmek
affirm
İLHAM
AFFLATUS
ilk önce
aforehand
İFRİT (AR.)
AFREET
ifrit
afrit
için
after
İZLEYEN
AFTER
iyi akşamlar, kovalasın seni tavşanlar
after (a) while, crocodile
iyi geceler, öpsün seni yedi cüceler
after (a) while, crocodile
İyice düşünüp taşındıktan sonra
After due consideration
İş saatlerinden sonra
After hours
işlem sonrası günlükleme
after lock journalizing
İki direkte grandi,üç direkte mizana direği
AFTER MAST
in taklidinde, e benzeyerek, gibi aynı surette,
After the fashion of
işten sonra
after work
ikincil yanma
afterburning
iş işten geçtikten sonra yapılan şey
aftercast
ikincil soğutucu
aftercooler
İKİNCİ ÜRÜN
AFTERCROP
ilk hasat sonrası çıkan otlar
aftergrass
İKİNCİ MAHSUL
AFTERGROWTH
istikbal
aftertime
iş işten geçtikten sonra anlama
after-wit
işlevsizlik
afunction
İSTEKSİZCE
AGAINST THE GRAIN
İHTİYARLAMAK
AGE
içgörü çağı
age of insight
İHTİYAR
AGED
İHTİYARLAMA
AGEING
iş
agency
işbirliği için etmen tabanlı güven modeli
agent-based trust model for cooperation
İNCİTMEK
AGGRIEVE
incit
aggrieve
incitmek
aggrieve
incinmiş, kırılmış, üzüntülü, haksızlığa uğramış
aggrieved
İHTİYARLAMA
AGING
istekli
agog
İŞKENCE ETMEK
AGONIZE
İŞKENCE GÖRMEK
AGONIZE
işkence et
agonize
işkence etmek
agonize
iyi
agree
İYİ GELMEK
AGREE WITH
ile mutabık kalmak
agree with
iyi gelmek
agree with
İYİ
AGREEABLE
itilâf
agreement
İTTİFAK
AGREEMENT
İstisna akdi
Agreement for work
İlerde
Ahead
ilerde ileriye
ahead
İLERİ
AHEAD
ileride
ahead
İLERİDE
AHEAD OF
in önünde
ahead of
in önünde, ilerisinde; den iyi
Ahead of
İDEAL
AIM
İlk hareket havası tüplerini makine silindirlerine bağlıyan boru devresi
AIR PIPE LINE
İNİŞ PİSTİ (AMER.)
AIRSTRIP
İÇ LASTİK
AIR-TUBE
iane
aid
İstihdam yardımı
Aid to employment (Employment Aid)
İklimlendirme (klimalar) cihazları
Air conditioning machines
İklimlendirme (klima) cihazları, soğutucu ünitesi olmayanlar; merkezi iklimlendirme (klima) santrali; vav (değişken hava debisi sistemi) kutuları ve terminalleri, sabit hacim üniteleri ve vantilatörlü ısıtıcı/soğutucu birimler
Air conditioning machines not containing a refrigeration unit; central station air handling units; vav boxes and terminals, constant volume units and fan coil units
İklimlendirme (klima) cihazları, motorlu kara taşıtlarında kullanılanlar
Air conditioning machines of a kind used in motor vehicles
İklimlendirme (klima) cihazları, soğutucu ünitesi olanlar (motorlu kara taşıtlarında kullanılanlar ile sistemi birleşik veya ayrı olanlar hariç)
Air conditioning machines with refrigeration unit (excluding those used in motor vehicles, self-contained or split-systems machines)
İklimleme sistemi
Air conditioning system
iç lastiği
air tube
İklimleyici
Air-conditioner
İklimleme
Air-conditioning
İklimleyici;İklimleme aygıtı
Air-conditioning unit
iri teriyer türü
Airedale
İSTEK
ALACRITY
İkaz lambaları
Alarm
ise de
albe
ise de
albeit
İNGİLTERE
ALBION
ingiltere
Albion
İÇKİ
ALCOHOL
İSPİRTO
ALCOHOL
İÇKİ
ALCOHOLIC DRINK
İÇKİ ALIŞKANLIĞI
ALCOHOLISM
içki
alcoholic drink
İMBİK
ALEMBIC
imbik
alembic
imbik
alembyc
ikaz evresi
alert phase
ikaz değeri
alert value
ikaz hizmeti
alerting service
İskenderun
alexandretta
iskenderiye
alexandria
İskendertaşı; Aleksandrit,
Alexandrite