Meaning of
"P"
in english language
Turkish to English
English to Turkish
Turkish
English
Poliketonlar
(Doğal kauçuk çoğuzu / polimeri)Polyketones
pardon ama…
(I) beg your pardon, but...
potansiyeli var
(someone or something) promises well
parçası
a bit of
para toplamak için açılan kampanya
a drive for funds
pek çok
A good deal
Pek çok, bir hayli, çok
A great deal
pek çok
a great deal of
Pek çok, bir hayli, çok
A great many
Pek çok
A great quantity of
paran var huzurun var
a heavy purse makes a light heart
poz yapmak
affect
panik ol
affect with panic
Piyasaları etkileyen
Affecting market
PARASI YETMEK
AFFORD
PLANLANMIŞ
AFORETHOUGHT
PEŞİNDEN
AFTER
pek iyi değil
After a fashion
Pastırma yazı.
AFTER SUMMER
PLASENTA
AFTERBIRTH
plasenta
afterbirth
Patlama sonrası gazı(maden ocağı)
Afterdamp
Peşin para karşılığında
Against cash
paralaksa eşitsizliği süresi
age of parallax inequality
PROPAGANDA YAPMAK
AGITATE
PROPAGANDA
AGITPROP
para farkı
agio
propaganda bürosu
agitprop
propaganda ve kışkırtma
agitprop
parlak
agleam
PIRIL PIRIL
AGLEAM
parlak
aglow
parlak, ışıltılı
aglow
PARLAYAN
AGLOW
PAKT
AGREEMENT
PİLOT
AIRCRAFTMAN
PİST
AIRFIELD
pnömatik yastık
air bag
Pistonlar geçirir.
Air cylinders
pnömatik
air operated
pompa
air pump
Püskürteç
Air sprayer
Püskürtmeli Kurutucularda Hava Besleme Düzenleri
Airflow Arrangements, Spray Dryers
pnömatik
air-operated
pervane
airscrew
pervane pali
airscrew blade
pervane göbeği
airscrew hub
pervane profili
airscrew profile
pervane göbek somunu
airscrew spinner
pnömatik süspansiyonlu
air-suspended
pist tanıma işareti
airway marking
PANİK YARATAN
ALARMING
PANİK YARATAN
ALARMIST
PANİK YARATAN KİMSE
ALARMIST
Papaz cüppesi
Alb
PLAK
ALBUM
proteoliz
albuminolysis
Panzehir (tıp)
Alexipharmic
portekiz’in güney kıyısı ve başlıca turistik konaklama bölgesi
algarve
Parlak şeritli yünlü kumaş
Algerienne
PSİKİYATRİST
ALIENIST
psikiyatri
alienism
psikiyatr
alienist
psikiyatrist
alienist
Pres sehpası
Alignment jig
PARAMPARÇA
ALL IN BITS
Pek iyi; şöyle böyle; hay hay; doğru, uygun
All right
peki
all right
Parlayan herşey altın değildir
All that glitters is not gold
pek moda
All the rage
Pek erken
All too soon
PASAJ
ALLEY
PATİKA
ALLEY
PAKT
ALLIANCE
perse ağacı
alligator pear
perse ağacının meyvesi
alligator pear
PAYLAŞTIRMAK
ALLOCATE
PAY
ALLOCATION
PAY AYIRMA
ALLOCATION
PAYLAŞTIRMA
ALLOCATION
pay
allot
paylaştır
allot
PAYLAŞTIRMAK
ALLOT
PAY
ALLOTMENT
PAY ETME
ALLOTMENT
paylaştırma
allotment
Pay
ALLOWANCE
pay, tolerans
allowance
psoriyazis
alphos
peki
alright
pek önemli değil, gerçi
although it hardly matters
püskürtmeyle alüminyum kaplama
aluminium coat by spraying
petekli
alveolate
petekli, delikli
alveolate
pusu
ambuscade
pusu, tuzak
ambuscade
PUSUYA DÜŞÜRMEK
AMBUSCADE
PUSUYA YATMAK
AMBUSCADE
PUSU
AMBUSH
pusu(da beklemek)
ambush
PUSUYA DÜŞÜRMEK
AMBUSH
pusuya düşürmek, tuzak kurmak, pusu, tuzak, pusuya yatılan yer
ambush
PUSUYA YATMAK
AMBUSH
PUSUCU
AMBUSHER
pişik
ambustion
PARA CEZASI VERMEK
AMERCE
para cezasına çarptır
amerce
para cezasına çarptırmak, ceza vermek
amerce
para cezası
amercement
PARA CEZASI VERME
AMERCEMENT
para cezası verilebilir
amerciable
Programın gerçekleştirilmesi için ayrılan miktar
Amounts devoted to carrying out the programme
Programın gerçekleşmesi için ayrılan miktar
Amounts devoted to the carrying out the programme
pars ampullaris
ampulla of uterine tube
paralel
analogous
paralel
analogy
Plastik cerrahi
Anaplasty
PARÇALARA AYIRIP İNCELEMEK
ANATOMIZE
parçalara ayırıp incelemek, teşrih etmek
anatomize
PANDİSPANYA
ANGEL-CAKE
PANDİSPANYA
ANGELFOOD
paralaks açısı
angle of parallax
polarizasyon açısı
angle of polarization
PİŞMANLIK
ANGST
Patinler, kısa botlar
Ankle boots
pranga
ankle bracelet
POZİTİF KUTUP
ANODE
PARA KOYMAK
ANTE
PARA SÜRMEK
ANTE
PARA VERMEK
ANTE
PARA KOYMAK
ANTE UP
PARA SÜRMEK
ANTE UP
Pas önleyici
ANTI RUST
Paslanmaz,paslanarak aşınmaz,paslanmayı önleyen
ANTICORROSIVE
PANZEHİR
ANTIDOTAL
PANZEHİR
ANTIDOTE
parazit giderici
anti interference
papaz sınıfına muhalif
anticlerical
pıhtıönler
anticoagulant
Pıhtıönler; Pıhtıçözer (tıp)
Anticoagulant
Pıhtıönler; Pıhtıçözer (tıp)
Anticoagulative (Anticoagulant)
Paslanma önleyici yağlar
Anti-corrosion oils
Pas önleyici ürünler
Anti-corrosion products
pas önleyici
anticorrosive
Pas önleyici madde
Anticorrosive agent
Parlamaz cam
Anti-dazzle glass (Nonglare glass)
Parlama önleyici gözlükler
Anti-dazzle spectacles
panzehire ait
antidotal
panzehir
antidote
panzehir, karşıtağı
antidote