Meaning of
"kal"
in english language
Turkish to English
English to Turkish
Turkish
English
kal
hover over
kal
devolve
kal benimle aşkım
stay with me my love
kal benimle sevgilim
stay with me my love
Kala deliği
Collar hole
Kala kala
There only remains
KALABALIK
COHORT
KALABALIK
SHOAL
KALABALIK
THRONG
KALABALIK
THRONGED
KALABALIK
GAGGLE
KALABALIK
HIVE
KALABALIK
LEGION
KALABALIK
DROVE
KALABALIK
GATHERING
KALABALIK
CONCOURSE
kalabalık
confluence
KALABALIK
CONGESTED
KALABALIK
CONGESTION
kalabalık
congestion
KALABALIK
HORDE
KALABALIK
ARMY
kalabalık
dense
KALABALIK
HOST
KALABALIK
MOB
KALABALIK
HUDDLE
KALABALIK
ASSEMBLAGE
KALABALIK
POPULOUS
KALABALIK
MULTITUDE
KALABALIK
MULTITUDINOUS
kalabalık
multitude
KALABALIK
SPATE
KALABALIK
FLOCK
KALABALIK
REGIMENT
KALABALIK
CRAM
KALABALIK
PRESS
KALABALIK
CROP
KALABALIK
WILDERNESS
kalabalık
crowd
kalabalık
crowded
KALABALIK
CRUSH
KALABALIK (COL.)
SQUASH
kalabalık bir grup insan topluluğu
a bevy of people
kalabalık bir halde gelmek
throng
kalabalık ez(il)mek
crush
kalabalık halde, küme halinde
in a crowd
kalabalık içinde herhangi bir olaya müdahale etmeme eğilimi
bystander effect
kalabalık nüfuslu
populous
kalabalık nüfuslu, nüfusu yoğun
populous
kalabalık saat
rush hour
KALABALIK SEMT
WARREN
kalabalık spektrum
congested spectrum
KALABALIK YAPMAK
HORDE
kalabalık, çokluk
Host
kalabalık, sürü
horde
kalabalık, tıkış tıkış, dopdolu
crowded
kalabalık; tıkanıklık
overcrowded; congestion
kalabalik, izdiham, ayaktakimi, avam
Mob
kalabalik. f. dolusmak, toplanmak, birikmek, sikistirmak, doldurmak
Crowd
KALACAK YER
ACCOMMODATION
KALACAK YER
LODGING
kalacak yer
refuge
KALACAK YER SAĞLAMAK
ACCOMMODATE
kalacak yer temin etmek
accommodate
kalacak yer vermek
accommodate
kalafat çekici
calking hammer
Kalafat demiri
Rippling iron
kalafat demiri
making iron
kalafat et
caulk
Kalafat etme; Kalafatlama
Calking
KALAFAT ETMEK
CALK
KALAFAT ETMEK
CAULK
kalafat havuzu
graving dock
kalafat kalemi
calking chisel
Kalafat kalemi
Fullering tool
Kalafat kaynağı
Caulk weld
Kalafat şeritleri
Draft excluder strips
kalafat takımı
calking tool
Kalafat.
CALK
Kalafat.
CAULK
kalafatçı
caulker
Kalafatlama
Jagging
Kalafatlama aletleri
Caulking implements
Kalafatlama keskileri
Caulking irons
Kalafatlanmış
Calked
Kalafatlanmış
Caulked
Kalafatlı ek
Caulking joint
Kalaj tuğlası (cam)
Tuckbrick
kalamam seninle
i can’t stay with you
kalamam seninle
I can’t stay with you
Kalamar
Calamari
Kalamar
Calamaris
kalamar
calamary
Kalamar
Squid
Kalamar tava
Fried calamari
Kalamar tava
Fried calamaris
KALAMİN
CALAMINE
kalamin
calamine
Kalamin
Hemimorphite (Calamine)
Kalamin
Zinc spar(Calamine;Smithsonite)
kalamin, tutya taşı
calamine
Kalamoza
Loose-leaf book
KALAN
RESIDUAL
KALAN
RESIDUARY
KALAN
RESIDUE
KALAN
RESIDUUM
KALAN
REST
KALAN
LEFT BEHIND
KALAN
LEFTOVER
KALAN
RUMP
KALAN
VESTIGIAL
KALAN
ARREARS
KALAN
SURVIVING
KALAN
OVER
KALAN
REMAINING
KALAN
REMAINDER
kalan
remainder
Kalan
Remaining, remainder
kalan
balance
kalan dosya
remnant file
Kalan Fonlar
Funds Remaining
kalan hata oranı
residual error ratio
Kalan imge; Retina görüntüsü
Photogene
Kalan İş
Work Remaining
kalan iş çizgesi
burn-down chart
kalan kısım
residue
kalan kısım
remaining part
Kalan kireç
Residual lime
KALAN KÖK (AĞAÇ VB.)
STUB
Kalan ostenit belirleme
Retained austenite determination
Kalan ostenit; Dönüşmemiş ostenit (çelik)
Retained austenite
Kalan Süre
Remaining Duration
kalan veri
retained data
KALAN YEMEKLERDEN OLUŞAN ÖĞÜN
PICKUP
kalan zaman
remaining time
KALANLAR
LEAVINGS
KALANLAR
REMAINS
Kalanların hepsi
All the rest
KALAS
TIMBER
Kalas
Plank
KALAS (TİP)
RUFFIAN
KALAS DÖŞEMEK
PLANK
kalastra
skid
Kalastra,filikaların üzerine oturtulduğu enine oturaklar.Filika sehpası,oturağı.
SKID
Kalastra,filikanın üzerine oturduğu ağaç yatak
BOAT CHOCKS
Kalaverit
Calaverite
KALAY
STANNIC
kalay
stannum
KALAY
TIN
Kalay
Tin