Meaning of
"ol"
in english language
Turkish to English
English to Turkish
Turkish
English
ol
happen
ol
am
ol
be
ol
come about
ol
be of
ol
became
ol
become
ol
been
ol
been of
ol
being
ol
to be
ol
are
ol
was
ol
is
ol
grew into
ol
were
ol
grow into
Olabildiği kadar gemi boyuna yakın dönmek.
TURNING A SHIP SHORT ROUND
olabildiğince çabuk
a s a p
olabildiğince çabuk
as soon as possible
olabildiğince hızlı
as fast as possible
olabileceği kadar olmamak
get behind (with)
olabilir
maybe
olabilir
peradventure
olabilir
inposse
OLABİLİR
POSSIBLE
olabilir ama şart değil
possible but not necessarily
Olabilir ki
It is quite on the cards that
Olabilir ki
It may be that
Olabilirlik
Probability
olabilirlik
likelihood
olabilirlik işlevi
likeli function
olabilirlik oranı
likelihood ratio
olabilirlik oranı testi
likelihood ratio test
olabilirlik sınaması
reasonableness check
Olabilirlik, fizibilite çalışması
Feasibility Study
olabilirlikli
possibilistic
OLABİLMEK
CAN
olacağa benzemek, gibi görünmek
look as if
olacağı önceden ima edilen olay
antitype
OLACAĞI ÖNCEDEN İŞARET EDİLEN OLAY
ANTITYPE
olacak dua var olmayacak dua var
not all prayers are answered
Olacak gibi
Is likely to be
olacak iş değil ya
contrary to all reason
olacak iş değil!
that will never do!
olacak iş değil!
that would never do!
olacak iş değil!
it will never do!
olacak iş değil!
it would never do!
olacak iş/şey değil
be on
olaganüstü, fevkalade
Extraordinary
OLAĞAN
EVERYDAY
olağan
normal
OLAĞAN
MEDIOCRE
OLAĞAN
COMMON
olağan
mediocre
OLAĞAN
COMMONPLACE
olağan
petty
OLAĞAN
USUAL
olağan
run-of-the-mill
OLAĞAN
ORDINARY
olağan
ordinary
olağan
convention
olağan
conventional
OLAĞAN
MUNDANE
OLAĞAN
REGULAR
Olağan
Regular, normal, usual, common, natural
Olağan bakım
Routine maintenance
Olağan birikim
Normal segregation
Olağan bütçe
Regular budget
olağan çalışma koşulları
normal operating conditions
Olağan dağılım
Normal distribution
olağan değer
default value
olağan değer ataması
default assignment
olağan denklemler
normal equations
olağan dışı
quite something
olağan dışı
deviant
Olağan dışı
Out of ordinary
Olağan dışı
Out of the ordinary
olağan dışı
preternatural
olağan dışı son
abnormal end (abend)
olağan dışı, alışılmışın dışında, anormal, sapkın
deviant
olağan dışı, görülmemiş, acayip
unheard-of
Olağan elektrik porseleni
Normal electrical porcelain
Olağan Faaliyetler
Ordinary Activities
Olağan ışık
Ordinary light
Olağan ışın
Ordinary ray
olağan ileti trafiği
conventional message traffic
olağan iş
matter of course
Olağan iş faaliyeti içinde
In the normal course of business
Olağan İş Süreci, Alanı
Ordinary Course Of Business
olağan kullanım erimi
normal range of use
olağan mesaj trafiği
conventional message traffic
olağan olmayan, alışılmamış, ender, görülmedik
unusual
olağan parametreler
default parameters
Olağan safsızlıklar
Ordinary Impurities
olağan seçenek
default option
OLAĞAN ŞEY
THE USUAL THING
olağan şey
the usual thing
OLAĞAN ŞEY
ORDINARY
olağan şey
ordinary
Olağan yerinde olan
Orthotopic
Olağan yerinde olan organ nakli (tıp)
Orthotopic transplant
olağan, alışılagelen
consuetudinary
olağan, geleneksel
conventional
olağan, normal normal
normal
Olağan; Normal
Normal
Olağan; sıradan
Ordinary
Olağandan az ağırlıklı (h)
Underweight
olağandışı
abnormal
OLAĞANDIŞI
UNUSUAL
OLAĞANDIŞI
UNWONTED
OLAĞANDIŞI
SINGULAR
olağandışı
offbeat
OLAĞANDIŞI
EXTRAORDINARY
Olağandışı
Extraordinary
OLAĞANDIŞI
OUT OF THE COMMON
OLAĞANDIŞI
OUT OF THE ORDINARY
OLAĞANDIŞI
OUT-OF-THE-WAY
OLAĞANDIŞI
PRETERNATURAL
OLAĞANDIŞI
UNCOMMON
olağandışı aşınma, hızlanmış erozyon
abnormal erosion
olağandışı bitiş
abend
olağandışı bitiş
abnormal ending
olağandışı durma
abnormal end
olağandışı durum
exception
olağandışı durum iletisi
exception message
olağandışı durum işleme
exception handling
Olağandışı ışık, kırılma yasasına uymayan ışık
Extraordinary ray
Olağandışı Kalemler
Extraordinary Items
Olağandışı kalp büyümesi(tıp)
Auxocardia
olağandışı son
abnormal end
olağandışı son
abnormal end, abnormal termination
olağandışı son
abnormal termination
olağandışı sonlandırma
abnormal termination
olağandışı sonlanma
abend
Olağandışı tanebüyümesi
Abnormal grain growth
Olağandışı tasarım, mıknatıslı mercek
Pancake lens
olağandışı yansıma
abnormal reflection
olağandışı, alışılmamış
out of the ordinary
olağandışı, anormal
out of the way
olağandışı, garip, tuhaf, acayip
offbeat
Olağandışı, nadir, eşine az rastlanır
Uncommon
Olağandışı; aşırı; ölçüsüz
Abnormal
Olağandışıişgörmezlik türü
Uncommon failure mode
Olağandışıişgörmezlik; Olağandışı bozulma
Uncommon failure
OLAĞANDIŞILIK
ABNORMALITY
OLAĞANDIŞILIK
UNUSUALNESS
OLAĞANDIŞILIK
DIFFERENCE
OLAĞANDIŞILIK
UNCOMMONNESS
OLAĞANLIK
NORMALITY