Meaning of
"giy"
in english language
Turkish to English
English to Turkish
Turkish
English
giy
have on
giy
wore
giy
put on
giy
endue
giydir
tog up
giydir
clothe
giydiren
dresser
Giydirik metal; Giydirme metal
Clad metal
Giydirik metaller
Plymetals (Clad metals)
giydirilmiş
garbed
Giydirilmiş Personel Sosyal Hakları
Vested Employee Benefits
GİYDİRİP KUŞATMAK
DRESS
GİYDİRİP KUŞATMAK
FIG OUT
GİYDİRİP KUŞATMAK
PRANK
GİYDİRİP KUŞATMAK
PRANK OUT
GİYDİRİP KUŞATMAK
PRANK UP
giydirme
dres(sin.)g
GİYDİRME
DRESSING
Giydirme camı
Cladding glass
giydirme gereci
cladding material
Giydirme gereçleri
Clad materials
giydirme, kuşatma
encapsulation
GİYDİRMEK
INVEST
GİYDİRMEK
DOLL OUT
GİYDİRMEK
DOLL UP
GİYDİRMEK
DON
GİYDİRMEK
REVET
GİYDİRMEK
RIG OUT
giydirmek
rig
giydirmek
dress
GİYDİRMEK
ROBE
GİYDİRMEK
GARB
giydirmek
garment
GİYDİRMEK
VESTURE
GİYDİRMEK
ARRAY
giydirmek
gird
GİYDİRMEK
ATTIRE
giydirmek
attire
giydirmek
endue
giydirmek
endue , indue
GİYDİRMEK
ENROBE
Giydirmek
Clothe
GİYDİRMEK
EQUIP
giydirmek (elbise)
enrobe
giydirmek, süslemek, donatmak, elbise, giysi, üstbaş, kıyafet
attire
GİYECEK
STITCH
giyecek
stitch
giyecek
caparison
Giyecek, çamaşır
Clothing
giyecek, giyim, kıyafet
clothing
Giyilebilir
Wearable
Giyilebilir aktivite takip cihazları
Wearable activity trackers
giyilebilir algılayıcı
wearable sensor
giyilebilir aygıt
wearable device
giyilebilir ekran
wearable monitor
giyilebilir elektronik aygıt
wearable electronic device
giyilebilir esnek elektronik parça
flexible wearable electronics patch
giyilebilir internet
wearable internet
Giyilebilir saatler
Watches
giyilebilir teknoloji
wearable technology
giyilebilir ter algılayıcısı
wearable sweat sensor
GİYİLMEMİŞ
FRESH
GİYİM
DRESS
giyim
apparel
GİYİM
CLOTHING
Giyim aksesuarları
Clothing accessories
giyim endüstrisi
clothing industry
giyim esyasi, giysiler, elbiseler
Clothing
Giyim eşyalarının bitirilmesi hizmetleri
Finishing services of clothing
giyim eşyası
duds
Giyim eşyası ve giysi aksesuarları (eldiven dahil), plastikten
Apparel and clothing accessories (including gloves), of plastics
Giyim eşyası ve giysi aksesuarları (eldiven, yağmurluk, önlük, kemer ve mama önlüğü dahil), plastikten (başlıklar hariç)
Plastic articles of apparel and clothing accessories (including gloves, raincoats, aprons, belts and babies’ bibs) (excluding headgear)
Giyim eşyası ve giysi aksesuarları (eldivenler, tek parmaklı eldivenler ve parmaksız eldivenler dahil), her türlü amaç için, vulkanize kauçuktan olanlar (sert kauçuktan olanlar hariç)
Articles of apparel and clothing accessories (including gloves, mittens and mitts), for all purposes, of vulcanised rubber other than hard rubber
Giyim eşyası ve giysi aksesuarları, kağıt hamurundan, kağıttan, selüloz vatkadan veya selüloz lifli ağlardan yapılmış (mendiller ve başlıklar hariç)
Articles of apparel and clothing accessories of paper pulp; paper; cellulose wadding or webs of cellulose fibres (excluding handkerchiefs, headgear)
Giyim eşyası ve giysi aksesuarları, plastikten (eldiven, yağmurluk, önlük, kemer ve mama önlüğü dahil) (başlıklar hariç)
Plastic articles of apparel and clothing accessories (including gloves, raincoats, aprons, belts and babies’ bibs) (excluding headgear)
Giyim eşyası ve giysi aksesuarları, vulkanize kauçuktan olanlar (sert kauçuktan olanlar hariç)
Articles of apparel and clothing accessories, of vulcanised rubber other than hard rubber
giyim eşyası, giysi
garment
giyim kuşam
apparel
GİYİM KUŞAM
FIG
giyim ve giysi
clothing and dress
Giyim zevki
Dress sense
Giyim, ayakkabı, bavul eşyaları ve aksesuarlar
Clothing, footwear, luggage articles and accessories
Giyimine özen gösteren kimse
Dresser
giyin
get dressed
giyin
got dressed
GİYİNEN TILSIM
PERIAPT
giyinip kuşanmak
prink
GİYİNİP KUŞANMAK
PRINK
giyinip kuşanmak, şık giyinmek
tog up
giyinme
dres(sin.)g
GİYİNME
WEAR
GİYİNME ODASI
TIRING ROOM
GİYİNME ODASI
DRESSING ROOM
giyinme odası
dressing room
giyinme odası
toilet room
GİYİNME ODASI
VESTIARY
GİYİNME ODASI
VESTRY
GİYİNME ODASI
CHANGING ROOM
giyinme odası veya banyo malzemelerinden (taraklar, fırçalar, aynalar, manikür setleri gibi) oluşan ürünler
toiletware
giyinme odasında kullanılan toprak, cam ve diğer malzemelerden imal edilmiş araçlar
toilet service
giyinmek
don
GİYİNMEK
DRESS
GİYİNMEK
PUT ON
giyinmek
get dressed
GİYİNMEK
GROOM
Giyinmiş kuşanmış
in full fig
Giyinmiş, bürünmüş
Clad
giyme
dres(sin.)g
GİYME
DRESSING
GİYME
WEARING
Giymeden önce yıkayınız.
Wash before wearing
Giymek
Don
giymek
pull on
GİYMEK
DRAW ON
GİYMEK
DRESS
Giymek
Put on
GİYMEK
SLIP ON
GİYMEK
WEAR
giymek
endue , indue
giymek takınmak
puton
Giymek, geçirmek
Slip into sth
giymek, giyinmek
Donned
giymek, takmak, takınmak, taşımak, -e dayanmak, giysi, elbise, aşınma yıpranma
Wear
Giymek; giydirmek
Dress
Giymek; takmak
Wear
giymeye devam etmek
keep on
giymeye hazır, konfeksiyon
ready to wear
GİYMİŞ OLARAK
ON
GİYOTİN
GUILLOTINE
Giyotin
Guillotine
GİYOTİN İLE İDAM ETMEK
GUILLOTINE
Giyotin makas
Upcut shear
Giyotin makası
Down-cut shear
Giyotin makası
Guillotine cutter (Guillotine shears)
giyotin zayıflatıcı
guillotine attenuator
Giyotinler (kitap ciltleme)
Printers’ stapling machines
giysi
wrap
GİYSİ
CAPARISON
GİYSİ
TIRE
GİYSİ
DRESS
GİYSİ
ROBE
Giysi
Garment
GİYSİ
APPAREL
GİYSİ
TOG
Giysi
Toggery
giysi
vestment
GİYSİ
VESTURE
GİYSİ
RAIMENT
giysi
raiment
GİYSİ
ATTIRE